Dönüşüm Eğrileri

Bir ülkenin veri teknoloji ve tam çalışma koşulları altında sınırlı kaynaklarıyla üretebileceği mal bileşimlerini gösteren eğriye dönüşüm eğrisi (transformation curve) veya üretim olanakları eğrisi (production possibilities curve) adı verilir.

Dönüşüm eğrileri Sabit ve Değişken maliyetler durumunda farklı bir görüntü ortaya çıkarır. Bu yazımızda öncelikle Sabit Maliyet koşulu altındaki grafiği inceleyeceğiz, ardından artan ve azalan maliyetler koşulu altındaki grafiği inceleyerek, daha gerçekçi bir yaklaşım olan bukoşulların bileşimlerini içeren grafiğe göz atacağız.


Yukarıdaki grafikte görüldüğü gibi sabit maliyet koşulu altındaki kapalı bir ekonomide ortaya çıkan dönüşüm eğrisi düz bir doğru şeklindedir. Türkiye için tüm kaynakları tarımda kullanırsak, yapılabilecek üretim 1000 birim tarım ürünü olurken, tüm kaynakları sanayide kullanırsak elde edebileceğimiz üretim 100 birim sanayi ürünü olacaktır.

Eğer ABD'ye ait olan sabit maliyetler koşulu altındaki dönüşüm eğrisine bakarsak, burada ABD'nin tüm kaynaklarıyla tarımda yoğunlaşırsa üretimi 1000 birim olacağını, fakat tüm kaynaklarını sanayi üzerine yoğunlaştırırsa Türkiye'den farklı olarak 1000 birim sanayi üretimine ulaşacağını görebilmekteyiz.

Bu grafikten ortaya çıkan sonuçlara gelirsek, her iki ülke içinde sabit maliyet koşulu altında grafikte görülen doğru üzerinde üretim yapabilmek mümkündür.

OB nin OA ya oranı 1/10 iken
ON nin OM ye oranı 1 dir.
Türkiye için 1 birim tarım ürünü, sanayi ürünü maliyetinin / 10 una üretilebilmektedir.

Sabit maliyet koşulu altındaki bu düz doğrunun anlamı bu oranın her mümkün olan üretim durumunda değişmeden devam edebilmesidir.

Dış ticaretin bu grafik üzerindeki etkisine gelirsek, bunu da aşağıdaki grafikte görebilmekteyiz.


Kapalı bir ekonomide bir ülke ancak kendi üretimi kadar tüketim yapabilir. Ülke uluslarası ticarete açılınca Türkiye için FA doğrusu üzerinde tüketim yapabilme ve ABD için de HFdoğrusu üzerinde tüketim yapabilme imkanına kavuşur. Bunun anlamı refahın her iki ülke için de artış gösterdiğidir. Adam Smith in temellerini attığı serbest ticaretin olumlu etkilerini içeren yaklaşımı bu duruma bağlı olarak ifade eder.

Bir örnek ile açıklamak gerekirse, eğer Türkiye kapalı bir ekonomi durumunda D noktasında bir üretim gerçekleştiriyorsa, FA doğrusundaki bir fiyat düzeyinde dışa açılmayı isteyecektir. Dış ticaret açılınca getirisi nedeniyle Türkiye için tarımda tam uzmanlaşmaya gidecektir. Sanayi ürünü ihtiyacını ise ürettiği tarım ürününü dış ticarette değiştirerek karşılar.

Kısaca, KA birim tarım ürünü karşılığında TK birim sanayi ürünü ithal etmiş olur. Türkiyenin toplam tüketimi OK + TK birim olmaktadır. Bu da kapalı ekonomide elde edilen üretim ve tüketimden oldukça fazladır.

Bu duruma ABD açısından bakarsak, dış ticarete kapalı durumdayken M noktasındaki bir üretime karşılık dış ticarete açıldığında, HL birim sanayi ürün ihraç ederken, ML birim tarım ürünü ithal etmektedir. OL + LM birim toplam ürün miktarını ifade eder.

Sonuç olarak FA ve HF doğruları ile gösterilen uluslarası fiyat oranı, dış ticarete kapalı durumda elde edemeyecekleri miktarda mal tüketim olanağı sunar, refahı arttırır.

ÇOĞALAN MALİYETLER

Gerçekçi olmak gerekirse, ekonomik açıdan tam uzmanlaşmaya doğru giderken ortaya çıkan, bir ürüne daha fazla kaynağın aktarılması neticesinde o üründeki birim verimlilik düşüş göstermektedir. Basit bir örnek olarak, ülkenin bütün toprakları tarıma aynı düzeyde elverişli olmayabilir.

Bu durumda artan maliyet koşulu altındaki dönüşüm eğrisi aşağıda gösterildiği gibi orijine iç bükey bir eğri oluşturmaktadır.


Grafikte görüldüğü gibi her bölümü eşit birer üretim olarak düşünürsek, ilk bölümdeki maliyetΔA ikinci bölümde ΔB, üçüncü bölümde ise ΔC kadar olmaktadır. Bunun anlamı, maliyetin her bir üretim artışında daha fazla olmasıdır. Bu durumu dış ticarete açık bir ekonomide değerlendirirsek aşağıdaki grafiğe ulaşmış oluruz.


Kapalı ekonomide D noktasında bir üretim ve tüketim söz konusu iken, Fd dünya fiyat oranı durumunda, tarım ürünü yerel fiyatı dünya fiyatından daha düşüktür. Bu nedenle Türkiye tarıma yönelir, ve sanayi üretimi azalır. Bu yönelişin sınırını ise, şu temel kural belirler.

Tarım artışından gelen getiri, sanayi kısıldığında ortaya çıkan kayıptan büyük olduğu sürece yöneliş devam eder. Eşitliğe erişince durdurulur. Bu nokta grafikte dünya fiyat oranı doğrusunun dönüşüm eğrisine teğet geçtiği yani eğimini eşitlediği E noktasıdır.

Kısaca, iç üretim maliyetleri dış fiyatlardan küçük olduğu sürece, ihraç malının üretimin arttırmak firmalar açısından karlı olmaktadır. Artan maliyet koşulu altında tam uzmanlaşma beklenilmez. E noktasındaki bir tarım üretimi, sanayi üretimini sıfır yapmaz, belli bir miktar sanayi üretimi devam eder. Artan maliyet fikri, gerçek dünyadaki durum açısında daha gerçekçi bir yaklaşım içermektedir. Ayrıca dış ticaret ülke için refah arttırıcı olur, tüketim C noktası üzerinde gerçekleşir.

AZALAN MALİYETLER

Sanayi üretiminde yaygın olan bir durumdur. Azalan maliyetlerin dış ticaret açısından etkisi sabit maliyetlerden daha büyük ve güçlüdür. Söz konusu malın üretimi arttıkça maliyeti azalır ve neticesinde karı da arttmaktadır. Bu durumda dönüşüm eğrisi orijine dış bükey olarak gerçekleşir.


Grafikte görüldüğü gibi kapalı bir ekonomi durumunda üretim D noktası olarak kabul edilirse, ayrıca maliyet açısında başlangıç olarak dünya fiyat oranı ve iç fiyatlar eşit olarak düşünülürse, Uzmanlaşma gerçekleştirmek için D noktasında sağa veya sola doğru eğri üzerinde hareket etmek gereklidir. İlk hareketin gerçekleşmesi için genellikle devlet müdahalesi söz konusudur. Bu müdahaleler, sübvansiyon, vergilendirme ve gümrük araçları olabilir.

Motor üretiminde tam uzmanlaşma gerçekleşirse üretim A noktasında olmaktadır, eğer Tekstil üretiminde tam uzmanlaşma B noktasında olmaktadır. Tam uzmanlaşmanın sonucu olarak OAbirim motor üretiminin MA kadarı Fd fiyatıyla ihraç edilerek, karşılığında MC kadar tekstil ürünü ithal etmek mümkün olur. Bunun anlamı üretim ve tüketimin dış ticaret sayesinde artış göstermesidir. Sonuç olarak tüketimin gerçekleştiği C noktası ülke açısından daha fazla refah ifade eder.

Endüstriye müdahale ederek, yani üretim artışı konusunda yardımcı olarak veya yüksek maliyetlerden koruyarak gelişmesi sağlanmalıdır. Özellikle genç ve yeni kurulan endüstrilerde maliyetin yüksek olması kaçınılmazdır ve devlet tarafından korunmaları uzun vadede ülke açısından yararlı olmaktadır. Görüldüğü gibi azalan maliyet kuralıyla dünya fiyatları ile iç fiyatlar eşit durumda olsa bile, dış ticaretin oldukça yararlı olması mümkündür.

FARKLI MALİYET BİLEŞİMLERİ

Dünyadaki ticaret açısından daha gerçekçi olan yukarda bahsedilen maliyet koşulları yerine onların bileşimlerinde ortaya çıkan farklı maliyet bileşimlerine ait olan dönüşüm eğrileri daha olasıdır. Bir üretim için öncelikle azalan bir maliyet ve belli bir noktadan sonra artan maliyet kuralı geçerli olabilmektedir. Bu farklılaşmanın önemli bir etkisi uzmanlaşmanın sınırının belirlenmesi konusunda ortaya çıkardığı sorundur. Aşağıdaki grafikte görüldüğü gibi AB eğrisi farklı maliyet bileşimlerini içeren bir dönüşüm eğrisidir.


Eğer üretim A ve K noktaları arasında gerçekleşiyorsa, T fiyat doğrusunda bir dış ticarete açılma söz konusu ise, D1 noktasında uzmanlaşmaya gidilir ve C1 gibi bir noktada üretim ve tüketim mümkün olur.

Fakat, eğer K ve B noktaları arasında üretim gerçekleşiyorsa, T1 fiyat doğrusunda bir dış ticaret açılımı gerçekleşir, D2 noktasında uzmanlaşmaya gidilir. C2 gibi bir noktada tüketim mümkün olmaktadır. Farklı maliyet bileşimleri dönüşüm eğrisinde en yüksek refah için söz konusu eğri hakkında tam bilgi sahibi olmak gereklidir. Bu tam bilgi durumunda ekonomiyi D2noktasındaki uzmanlaşmaya yöneltmek en kazançlı seçim olacaktır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder