Giffen Mallar

Fiyat düştüğü zaman daha fazla satın alınan mallara “normal mal” denilmektedir. Bu gibi malların gelir ve ikame etkileri fiyattaki değişme ile ters yönlü olmaktadır. Yani, söz konusu malın fiyatı düştüğünde, tüketici fiyattaki azalmanın zıttı yönde değişen (artış yönünde) “negatif gelir ve negatif ikame etkileri” sonucu o maldan daha fazla satın almaktadır.

Fiyatı düştüğü zaman daha az satın alınan mallara ise Düşük mallar denilmektedir, bu mallar ikiye ayrılır. Öncelikle fiyat etkisi bağlamındaki farklılık nedeniyle Giffen malları tanımlayalım.Giffen mallarında fiyat düştüğünde satın alınmak istenilen miktarın azalmasının nedeni, gelir etkisinin fiyattaki değişmeyle ters yönde olması yanında “pozitif gelir etkisinin negatif ikame etkisinden daha büyük olmasıdır”

Fakir mal olarak ifade edilen düşük mal, tüketicinin geliri arttığı zaman daha az satın aldığı tüm malları ifade eder.

Giffen malı ise, düşük malın Giffen malı olup olmadığına bağlı olarak ikiye ayrılmasına neden olur. Giffen malı talep kanuna ters düşen bir yönelim gösteren ve fiyatı düşen maldan daha az satın alınan ve daha az satın alınma nedeni de fiyattaki değişme ile aynı yönlü olan “pozitif gelir etkisinin” fiyattaki değişme ile ters yönlü olan “negatif ikame etkisinden daha büyük” olmasıdır.

Bir malın fiyatı düştüğünde tüketicinin nominal geliri aynıyken reel geliri yükselmektedir. Reel geliri yükselen tüketici satın aldığı miktarı gelir etkisi nedeniyle azalttığından Giffen mallarının tümü aynı zamanda düşük maldır, ancak düşük malların bir kısmı Giffen malı niteliğinde bir kısmı ise Giffen malı niteliğinde değildir.

Temel ayrım, gelir etkisinin ikame etkisinden daha büyük olduğu düşük malın “GIFFEN MAL”olarak sınıflandırmaktır.

Bunu aşağıdaki grafiklerde daha net bir şekilde görebilirsiniz.




Düşük Mal Örneklerini insanların geliri arttığında kullanımı azalttığı veya bıraktığı ürünlerde görebiliriz. Kalitesi düşük ürünleri bu sınıflandırma içerisinde sayabiliriz.

Üstün Mal ise kısaca lüks eşyaları içermektedir.

Dış Ticaret Kazançları

Daha önceki yazımızda Dış Ticaret açısından Genel Ekonomi Dengesi meselesine değindik, ve o yazıda dış ticaretin ülke açısından daha yüksek bir refah düzeyini sağlayacağı anlatılmıştı. Bu konumuzda bu kazançların temel olarak neler olduğu üzerinde duracağız.

Dış Ticaretin sağladığı yararlar temel olarak ikiye ayrılabilir.


1-Tüketim Kazançları (Consumption Gains)
2-Üretim Kazançları (Production Gains)



Birincisine Değişim, İkincisine de Uzmanlaşma Yararları dendiği de görülmektedir.

Dış Ticaretin kazançları sadece uzmanlaşmaya bağlı olarak düşünülür, fakat bu doğru değildir. Üretimde uzmanlaşmanın olmadığı düşünülse bile dış ticaret ülkeler için kazançlı olabilmektedir. Bunun nedeni tüketimden kaynaklı kazançların varolmasıdır.

Bu konuda yapılacak en iyi açıklama için, ülkenin dış ticarete açıldıktan sonra beklenenin aksine üretim yapısını koruduğu varsayımını yaparak bunun ortaya koyacağı sonuçlara göz atmak yararlı olacaktır.

Aşağıdaki grafikte söz konusu ülke, üretimini D noktasında sürdürmüş, ama yine de üretiminin belli bir kısmını yüksek dış fiyatlardan satıp, tüketimini ise ucuz dış fiyatlardan sağlama yoluna gider. Bu da kapalı ekonomiye göre ülke refahını artıran bir olgudur.

Sonuç olarak, grafikte D noktasından geçen TT uluslarası fiyat doğrusundan LL' miktar tarım ürünü ihracı ve KK' miktar sanayi ürünü ithalatı ile I1 kayıtsızlık eğrisine ulaşılması bu durumu ifade etmektedir.

I1 kayıtsızlık eğrisi, kapalı ekonomide gerçekleşen Io eğrisinden daha yüksek bir düzeyde faydayı göstermektedir. Ülkenin üretiminde herhangi bir değişiklik olmadan gerçekleşen bu kazancın açıklaması, dış ticaretin sadece uzmanlaşma yoluyla değil ayrıca tüketim kazancı da sağladığı gerçeğidir.


Bu varsayımı bırakıp, ülkenin uzmanlaşmaya gittiği düşünülürse, üretimin grafikte görülen D'noktasına kayacağı görülür. Tüketim dengesi C2 noktasında gerçekleşir ve refah I2 seviyesine çıkar. Burada görülen ise dış ticaretin sadece üretim ile ne kadar kazanç getirdiğidir, I1 ile I2arasındaki fark bunu ifade eder.

Bu konunun temeli az gelişmiş ülkelerde ekonomik yapının çok katı olduğundan üretim ayarlamalarını gerçekleştirmek kolay olmamaktadır. Buna rağmen dış ticaretin belirli ölçülerde bu ülkelere kazanç getirdiğini görebilmekteyiz. Tabii ki, daha yüksek kazanca ulaşmak için belirli bir uzmanlaşmanın varolması gerekli olduğu da açıktır.

Dış Ticaret Açısından Ekonomide Genel Denge

Ekonomide Genel Denge

Dönüşüm ve Toplumsal Kayıtsızlık Eğrilerinin öğrendikten sonra ve bu analizlerin ortaya koydukların sonuçlarla ekonomi üzerine neler söylenebileceğini görmek için bu yazıyı yazıyorum.

Ekonomide Denge, üretim ve tüketimin aynı anda eşit olmasını ifade eder. Yani arz veya talep fazlasının olmadığı bir ekonomiyi gösterir.

Önce Kapalı (dış ticaret olmayan) bir ekonomideki dengeyi ve ardından Açık (serbest dış ticareti olan) bir ekonomi açısından söz konusu durumu inceleyeceğiz.


KAPALI EKONOMİDE DENGE

Daha önceki yazılarımızda değindiğimiz üretim olanakları eğrisi ve kayıtsızlık eğrilerini aynı grafikte bir araya getirirsek aşağıdaki grafiği elde ederiz.

Bu grafikte görülen temel bilgi, Sonsuz sayıdaki kayıtsızlık eğrilerinden birinin mutlaka dönüşüm (üretim olanakları) eğrisine teğet olacağı gerçeğidir. İşte bu teğet olduğu noktayaüretim ve tüketim dengesi denmektedir.

Kapalı ekonominin en önemli özelliği ülkenin üretimini tüketimine eşitlemesi zorunluluğudur. Çünkü başka bir yerden herhangi bir üretimin arzın veya talebin ülkeye girişi söz konusu olmamaktadır.

Yukardaki grafikte denge noktası D'dir. D noktasındaki mal miktarları tüketilerek I1 kayıtsızlık eğrisinin gösterdiği düzeyde bir fayda düzeyine ulaşılmaktadır.

Üretim olanakları eğrisi dışında yukarısında, örneğin bir M noktası, sınırlı faktör stoku ve mevcut teknoloji koşulları altında ülkenin üretim kapasitesinin dışında kalır. Kapalı bir ekonominin sonucu olarak I1 den yüksek bir fayda düzeyine ulaşmak imkansızlaşır. Aynı şekildeD noktasından orijine daha yakın olan kesimdeki bir nokta olarak N noktasıda üretim olanaklarının tam olarak kullanılamadığını yani tam çalışmanın gerçekleşmediğini gösterir ve potansiyel refah düzeyine ulaşılamadığını ifade eder.

Özetle, bir toplumda optimal (en uygun) dengenin sağlanabilmesi için halkın neleri hangi miktarda tüketmek istediğini bilip, ona göre bir üretimin yapılması gereklidir.

Piyasa ekonomilerinde buna yol açan mekanizma fiyat mekanizmasıdır. Halkın talep ettiği mallarda karlılık artar, dolayısıyla o malların üretimi de artar. Yani kendiliğinden oluşan bir denge söz konusudur.

Ayrıca yurtiçi fiyat oranını bulmak için bu grafikten yararlanabiliriz, ilerleyen bölümlerde uluslarası fiyat oranın ile karşılaştırılarak dış ticaretin en önemli göstergelerinden biri olacaktır. Yurtiçi fiyatlar, D noktasında dönüşüm ve kayıtsızlık eğrisine teğet bir şekilde çizilen doğrunun eğimi ile bulunur.

Yukarda örnek olarak verilen grafikte iç fiyatlar FF doğrusunun eğrimi ile gösterilmektedir.


AÇIK EKONOMİLERDE DENGE

Dış ticarete açık bir ekonomide denge koşulları üzerinde durmak gerekirse, yine uluslarası ticaret teorisinin vazgeçilmez varsayımlarından biri olan iki ülkeli iki mallı bir modele ait bir grafiğe göz atmak yararlı olacaktır. Aşağıda Türkiye ve ABD'ye ait dönüşüm ve kayıtsızlık eğrilerini gösteren grafikleri görmekteyiz.

İlk bakışta grafiklerdeki üretim olanakları eğrilerindeki farkın ortaya koyduğu şekilde iki ülkenin faktör donatımının birbirinden farklı olduğu sonucuna ulaşabiliriz.

Türkiye'nin dönüşüm eğrisi buğday ekseni yönündeki göreceli uzunluğunun nedeni buğdayınemek-yoğun bir mal olması ve Türkiye'nin bu açıdan daha zengin bir ülke olmasına bağlıdır. Tam tersine ABD için ise kağıt üretimi daha uygun olduğu için kağıt ekseninde daha uzun bir eğriye sahiptir, bunun sebebi ise kağıtın sermaye-yoğun özellikte bir mal olması ve ABD'nin sermaye zengini bir ülke olmasıdır.

*Bu temel grafikte kayıtsızlık eğrilerini aynı şekilde gösterilerek, iki ülkenin zevk tercihleri aynı kabul edilmiştir. (Gerçekte ülkeler arasındaki tercihler farklı olmaktadır. Bir ülkede fazlasıyla talep gören bir ürünün başka bir ülkede aynı şekilde talep görmemesi olasıdır.)

Grafikten çıkarılan sonuçlara gelecek olursak, Dış ticaretten önce Türkiye'de iç fiyatlar FFdüzeyinde, Amerika'da ise F'F' doğrusuyla gösterilmiştir. Bu eğriler arasındaki fark da, yani F'F'nin FF ye göre daha dik olmasının anlamı Türkiye'de buğdayın, ABD'de ise kağıtın göreceli olarak ucuz mallar olduğunu ifade eder.

İç fiyat oranlarındaki bu farka istinaden iki ülkeninde dış ticarete açılması getireceği refah artışı nedeniyle beklenmektedir.

Uluslarası fiyatların TT doğrusuyla gösterildiğini varsayarsak, Dış ticaret başladıktan sonra iç fiyatlar bu noktada eşitlenme eğilimi gösterecektir. Grafikte T'T' nin TT ye paralel olması bunu açıkça göstermektedir.

Açık Ekonomilerde ülkenin üretim ve tüketim miktarları farklı olabilmektedir. Hangi malların ne kadar üretileceğine kar maksimizasyonu amacı doğrultusunda üreticiler karar vermektedir. Bunun anlamı kapalı bir ekonomide tüketilmeyen malların uluslarası piyasada alıcı bulmasının bir sonucudur.

Aşağıdaki tabloda Açık Ekonomilerin temel olarak analizini mümkün kılan grafikten çıkarılan sonuçları net olarak görebilmekteyiz.

Optimazyon kuralı gereği Üretici dengesi, dönüşüm eğrisinin fiyat doğrusuna, tüketici dengesi de kayıtsızlık eğrisinin yine fiyat doğrusuna teğet olduğu noktalarda gerçekleşmektedir.

Buna göre çıkarılan sonuçlar şunlardır;

Türkiye tüketici dengesi C noktası,
Türkiye üretici dengesi A noktası,

ABD tüketici dengesi K noktası,
ABD üretici dengesi N noktası,

olarak belirlenmektedir.

İki ülkenin dış ticarete açıldıktan sonra kısmı bir uzmanlaşmaya gittiği görülmektedir.Türkiye'de üretici dengesi D den A ya, ABD'de D' den N ye kaymıştır. Uzmanlaştığı malın bir kısmını ihraç ederek, kendisinin üretiminden daha ucuza diğer malı ithal ederek, iki ülkede daha yüksek bir kayıtsızlık eğrisine ulaşma olanağı elde edebilmektedir.

Üretimdeki bu değişimin temelinde yatan neden, karların maksimizasyonudur. A noktasında bu uzmanlaşmanın durması ise, artık dışardan ithalatın ülkedeki üretim maliyetlerine eşit hale gelmesi nedeniyledir.

Kapalı ekonomide Türkiye ancak D noktasında I1 kayıtsızlık eğrisindeki fayda düzeyine ulaşmaktaydı. Dış ticaret açıldıktan sonra TT dünya fiyatlarından MA kadar ihraç malı, kadar ithal mal ile değiştirerek, üretim ve tüketimini MCC noktasına taşımaktadır. Bu noktadan geçen kayıtsızlık eğrisi I2'dir ve I1 den daha yüksek bir fayda düzeyini göstermektedir. Bunun anlamı ülkede toplumun refahının artmış olduğudur.

Grafikteki AMC üçgenine Türkiye'nin Dış Ticaret Üçgeni (foreign trade triangle)denilmektedir.

Bu üçgenin dik açılı kenarlarından biri ihracat, diğeri ithalat miktarını gösterir. Hipotenüs ise, bu miktarların değişimine olanak sağlayan uluslarası fiyat oranını (ticaret hadleri)göstermektedir.

Diğer taraftan ABD açısından bakıldığında, kapalı ekonomi durumundayken, D' noktasında mal üretim ve tüketim olanağına sahipti ve bu I1 kayıtsızlık eğrisinde bir fayda düzeyi anlamına geliyordu. Dış ticarete açıldıktan sonra IN kadar kağıt ihracatı ve IK kadar buğday ithalatı neticesinde üretimini K noktasına çıkartmayı başarmıştır. Yeni refah düzeyi de I2 gibi daha yüksek bir kayıtsızlık eğrisi ile gösterilmektedir. KNI üçgeni de ABD dış ticaret üçgenini temsil eder.

*Uluslarası piyasa dengesi bakımından temel şart, dünya ihracatının dünya ithalatına eşitlenmesidir.

TT veya T'T' ticaret hadlerinden Türkiye'nin buğday ihracatı, ABD buğday ithalatına, ABD kağıt ihracı da Türkiye'nin kağıt ithalatına eşitlenmesi gereklidir. Çünkü bu şekilde üretim veya tüketim fazlası oluşmayacaktır. İlk etapta olmasa bile zamanla bu dengeye ulaşılması kendiliğinden gerçekleşecektir.

Kısaca, Grafikteki AMC üçgeni KNI üçgeni birbirinin özdeşi olması bu gerçeği ifade eder.


Dönüşüm (Üretim Olanakları) Eğrisi ile Kayıtsızlık Eğrilerinin ortaya koyduğu arz ve talep koşullarının uluslarası ticaret açısından incelenmesini görebildiğimiz bu yazıda, eğer ülke çıkarları adına doğru şekilde kullanılabilirse dış ticaretin bir ülke için nasıl bir kazanç olduğunu görmekteyiz. Çünkü dış ticaret sayesinde üretim olanaklarımızdan daha fazlasını tüketmek şansına sahip olduğumuz gibi ülkemizin kaynaklarını daha verimli kullanarak daha verimli bir üretim gerçekleştirmek mümkün olmaktadır.

The Establisment of Gençlerbirliği

It is accepted that playing football in Ankara was occured in 1917. The first football clubs were found in 1920 and the names of the new teams were Sultanî İdman Yurdu, Ankara İdman Yurdu, Anadolu Sanatkârangücü, Talimgâhgücü, Bahriyegücü. The founders of these clubs consisted of mainly soldiers and students.

Ankara Football Union decided to establish an official league called League of Ankara in 1921 and the first official game was acted on 26 October 1922 between Anadolu Sanatkârangücüand Talimgâhgücü.


The name of Gençlerbirliği (Union of Youngsters) and the colors of the team has very interesting background in the history of the establishment. In Ankara, there was a team calledSultani, and It was the team of Ankara High School which still existed by the name of Atatürk High School today.

There was a controversy in the team between the coach and the talented players, because the players were thinking of that those were taken out of the regular squad by the decision of himself unfairly and they were angry with the coach. One of these players was called Asım and his father was a member of the Turkish National Assembly at that time. They requested a meeting with him for telling the problem, the decision was that the parliament member can help them to establish a new team for playing in the league. Thus, it was kind of revolution of youngsters against the decision of old coach.

The name was chosen related to this idea as well, Gençlerbirliği means Union of Youngsters. It was registered by this name officially. On the other hand, there was no discussion about the colors of the team before and it was necessary to decide the shirts of the team when the registry is done officially. The players went to a shop all together in closer bazaar in Ankara and they could find only one type of shirts for the team and it was Red and Black. So that the name of the team had already decided as Gençlerbirliği with Red and Black colors in 14 March 1923.

1987 Winning Turkish FA Cup
2001 Winning Turkish FA Cup

Sayı basamakları

Hepimiz Birler, Onlar, Yüzler, Binler, Milyonları öğreniriz, belki de Türk olduğumuz için ve eskiden para değerimiz düşük olduğundan milyar ve trilyonları duymuşuzdur. Peki ya sonrası?

Bir
On
Yüz
Bin
Milyon
Milyar
Trilyon
Katrilyon
Kentilyon
Seksilyon
Septilyon
Oktilyon
Nonilyon
Desilyon
Undesilyon
Dodesilyon
Tredesilyon
Kattuordesilyon
Kendesilyon
Sexdesilyon
Septendesilyon
Oktodesilyon
Novemdesilyon
Vigitilyon
Unvigintilyon
Dovigintilyon
Trevigintilyon
Kattuorvigintilyon
Kenvigintilyon
Sexvigintilyon
Septenvigintilyon
Oktovigintilyon
Novemvigintilyon
Trigintilyon
Untrigintilyon
Dotrigintilyon
Tretrigintilyon
Kattuortrigintilyon
Kentrigintilyon
Sextrigintilyon
Septentrigintilyon
Oktotrigintilyon
Novemtrigintilyon
Katragintilyon
Unkatragintilyon
Dokatragintilyon
Trekatragintilyon
Kattuorkatragintilyon
Kenkatragintilyon
Sexkatragintilyon
Septenkatragintilyon
Oktokatragintilyon
Novemkatragintilyon
Kenquagintilyon
Unkenquangintilyon
Trekenquagintilyon
Kattuorkenquagintilyon
Kenkenquagintilyon
Sexkenquagintilyon
Septenkenquagintilyon
Oktokenquagintilyon
Novemkenquagintilyon
Sexagintilyon
Unsexsagintilyon
Tresexagintilyon
Kattuorsexagintilyon
Kensexagintilyon
Sexsexagintilyon
Septensexagintilyon
Oktosexagintilyon
Novemsexagintilyon
Septuagintilyon
Unseptuagintilyon
Doseptuagintilyon
Treseptuagintilyon
Kattuorseptuagintilyon
Kenseptuagintilyon
Sexseptuagintilyon
Septenseptuagintilyon
Oktoseptuagintilyon
Novemseptuagintilyon
Oktogintilyon
Unoktogintilyon
Dooktogintilyon
Treoktogintilyon
Kattuoroktogintilyon
Kenoktogintilyon
Sexoktogintilyon
Septenoktogintilyon
Oktooktogintilyon
Novemoktogintilyon
Nonagintilyon
Unnonagintilyon
Dononagintilyon
Trenonagintilyon
Kattuornonagintilyon
Kennonagintilyon
Sexnonagintilyon
Septennonagintilyon
Oktononagintilyon
Novemnonagintilyon
Sentilyon
Senuntilyon
Sendotilyon
Sentretilyon
Senkattuortilyon
Senkentilyon
Sensextilyon
Senseptentilyon
Senoktotilyon
Sennovemtilyon
Sendesilyon
Senundesilyon
Sendodesilyon
Sentredesilyon
Senkattuordesilyon
Senkendesilyon
Sensexdesilyon
Senseptendesilyon
Senoktodesilyon
Sennovemdesilyon
Senvigiltinyon
Senunvigintilyon
Sendovigintilyon
Sentrevigintilyon
Senkattuorvigintilyon
Senkenvigintilyon
Sensexvigintilyon
Senseptenvigintilton
Senoktovigintilyon
Sennovemvigintilyon
Sentrigintilyon
Senuntrigintilyon
Sendotrigintilyon
Sentretrigintilyon
Senkattuorgintilyon
Senkentrigintilyon
Sensextrigintilyon
Senseptentrigintilyon
Senoktotrigintilyon
Sennovemtrigintilyon
Senkatragintilyon
Senunkatragintilyon
Sendokatragintilyon
Sentrekatragintilyon
Senkattuorkatragintilyon
Senkenkatragintilyon
Sensexkatragintilyon
Senseptenkatragintilyon
Senoktokatragintilyon
Sennovemkatragintilyon

Kayıtsızlık Eğrileri --- (Indifference Curves)

İktisat biliminde önemli bir konu olan bir ürünün onu kullanan tarafından ne kadar fayda getirdiğinin ölçülmesi konusu, kayıtsızlık eğrileri ile mümkündür.

Teklif Eğrileri gibi talep koşullarının uluslarası ticarete etkileri açısından nasıl bir değişim gösterdiğini de kayıtsızlık eğrilerinin toplumsal bazda ele alarak anlamak mümkündür.

Öncelikle konu hakkında temel bilgi eksikliği olanlara yönelik bireysel kayıtsızlık eğrilerinin ne olduğunu ve nasıl bir analiz yapılarak kullanıldığı üzerinde duracağız. Ardından toplumsal kayıtsızlık eğrilerine geçerek, bunun dış ticaret bağlamında nasıl değerlendirildiğini öğreneceğiz.

BİREYSEL KAYITSIZLIK EĞRİLER (CONSUMER INDIFFERENCE CURVES)

Temelde bahsettiğimiz gibi, bireyin tüketimden elde ettiği haz ve faydayı mutlak değer olarak metre vb. ölçüler ile ölçmek imkansızdır. Fakat, faydanın ölçülmesi karşılaştırmalı şekilde ölçülebilir. İki mal ele alınarak, tüketiciye aynı oranda fayda sağlayacak mal bileşimlerinin oluşturduğu eğriyi gösterir. Görüntü olarak orijine dış bükeydir. Aşağıdaki grafikte daha net olarak görüp, nasıl bir değerlendirme ortaya koyduğunu açıklayabiliriz.

Grafikte görüldüğü gibi bu eğri üzerinde tüketici aynı düzeyde faydayı çeşitli mal bileşimleri ile sağlar, ayrıca ortaya koyduğu şekil ile tüketicinin tercihlerini ve söz konusu mallara karşı olan taleplerini göstermesi açısından önemlidir.

Örnek olarak,
S1 noktası üzerinde birey OA miktar X malı, OB miktar Y malı tüketir.
S2 noktası üzerinde birey OC miktar X malı, OD miktar Y malı tüketir.
Her iki noktasında I0 eğrisi üzerinde olmasının anlamı aynı düzeyde fayda getirdiğini gösterir.

Bu eğri üzerindeki her nokta kayıtsızdır (tercih edilmez). Yani her nokta aynı faydayı verdiği için karşılıklı olarak birbirine tercih edilmez.

Bu noktada ortaya çıkan önemli bir noktada, Marjinal İkame Oranıdır (marginal rate of substitution), ΔY/ΔX nin değeri ile ifade edilir, kısaca söz konusu eğrinin eğimine bağlı olarak, malların birbirleriyle değiştirilmesi durumunda karşılaştırmalı değerlerini gösterir.

Kayıtsızlık eğrisi üzerinde yapılan hareketlerde bir üründen daha fazla elde ederken, diğer üründen sahip olduğu miktar azalır. Ayrıca, eğri üzerindeki değişimlerde bir maldaki artıştan elde edilen fayda, diğer malın azaltılması neticesinde ortaya çıkan fayda kaybına tamamen eşittir.

Grafikteki örnekten gördüğümüz şekilde, eğer S1 noktasından S2 noktasına bir hareket gerçekleşirse, bunun anlamı sahip olunan Y malının azalması, X malının artmasıdır.

Söz konusu eğrinin orijine dış bükey olması ise, kaybettiği her birim mal karşılığında, diğer maldan daha fazlasını vermek gereklidir. Çünkü ancak bu şekilde elde edilen verim aynı düzeyde kalacaktır.

I0 ile I1, I2 eğrileri arasındaki fark ise fayda düzeyinin daha fazla olduğunu ifade eder. Io eğrisi üzerinde 50 toplam fayda elde ediliyorsa, I1 eğrisinde ise bu daha yüksek yani 60 gibi bir toplam fayda olabilmektedir. Fakat, aynı iki ürün ve kişiye ait zevk ve tercihler söz konusu olduğu için kayıtsızlık eğrisinin genel şekli aynı kalmaktadır.

Bu genel özellikleri bağlı kalmak üzere, sonsuz sayıda kayıtsızlık eğrisi elde edilebilir. Ama aynı ürünlere ve kişiye bağlı olan kayıtsızlık eğrileri bu gerçeğe bağlı olarak hiçbir zaman kesişmezler.

TOPLUMSAL KAYITSIZLIK EĞRİLERİ

Bireysel Kayıtsızlık Eğrileri Mikro İktisat'ın konusuna girer. Uluslarası İktisat bakımından önemli olan ise toplumsal kayıtsızlık eğrileridir. Temelde tamamen aynı varsayım üzerine kurulmasına rağmen, girdiler ve sonuçları bakımından makro bir özelliğe sahiptir. Birey yerine Toplumsal talep koşullarını bilmek oldukça önemlidir.

Kayıtsızlık eğrileri toplumun çeşitli refah düzeylerini ve talep koşullarını göstermek amacıyla kullanılır.

Pek tabii ki, bireysel kayıtsızlık eğrisindeki kesinlik yerine daha genelleyici bir özellik söz konusudur. Bunun nedeni bireylerin çok çeşitli zevk ve tercihlere sahip olması mümkün görünmektedir. Toplumsal kayıtsızlık eğrileri temel olarak, gelir dağılımını gösterir, çünkü bu bağlamda gerçekleşen bir değişme kayıtsızlık eğrisinde de değişme demektir.

Dış ticaretteki değişmelerin de aynı şekilde toplumun gelir dağılımını değiştireceği açıktır. Basit bir örnek vermek gerekirse, ithalata rakip malları üretenler zarar görürken, ihracatçıların yarar sağlamaları verilebilir. Bu noktada dikkat edilmesi gereken çoğunluğun yani zarar ve yararın karşılıklı değerlerini bilmek ve neticesinde toplumsal boyutta yarar mı zarar mı ortaya çıktığını anlamak mümkün olacaktır.

Zarar karşılama ilkesi (compensation principle) söz konusu durumda önem taşır. Bu ilke, gelir dağılımın gerçekte değişmiş olduğu durumlarda toplumun refahının arttığını söyleyebilmek için kazananların gelirindeki artışla zarara uğrayanların zararı karşılanmakta ve hala geriye gelir fazlası kalması durumu olmalıdır. Ayrıca, sosyal bir politika olarak çeşitli vergilerle kazananlardan alınan paraların zararda olanlara aktarılması beklenmektedir, aksi takdirde gelir dağılımında eşitsizlikler görülmesi olasıdır.

Sonuç olarak kazanç ve zarar dengesine bağlı olarak toplumsal olarak kazanç veya zarar söz konusu olduğunu belirlemek mümkündür.

Ekonomik analizdeki kolaylıkları nedeniyle, toplumsal kayıtsızlık eğrileri iktisatçılar tarafından yoğun olarak kullanılmaktadır. Toplumun talep koşullarını incelemek açısından önem taşımaktadır.

Bireysel kayıtsızlık eğrisiyle aynı doğrultuda olmak üzere, Toplumsal Kayıtsızlık Eğrileri de toplumsal düzeyde aynı faydayı sağlayan mal bileşimlerini ifade eder. Ait oldukları toplumun talep koşullarını göstermektedirler.

Aşağıdaki grafikte bazı kayıtsızlık eğrilerini görmekteyiz.

Grafikte görüldüğü gibi her eğri bir kayıtsızlık eğrisini ifade etmektedir. Kağıt eksenine yakın çizilen eğriler o toplumda kağıta daha fazla talep olduğunu, Buğday eksenine yakın çizilen eğriler ise söz konusu toplumda buğdaya yönelik bir eğilimin olduğunu gösterir.

Aynı paralelde çizilen eğriler fayda düzeyindeki farklılıkları gösterirken, k eğrileri ile b eğrileri arasındaki farklılıklar zevk ve tercihlerdeki değişmeyi göstermektedir.

Dış Ticaret açısından bu talep koşullarına bağlı olarak oluşan talep düzeylerinin uluslarası fiyatları nasıl etkilediği önemli bir konudur. Diğer yazılarımızda daha ayrıntılı olarak kullanacağımız toplumsal kayıtsızlık eğrilerinin temel özelliklerini öğrenmek diğer bölümlerde bize kolaylık sağlayacaktır.

Teklif Eğrileri (Offer Curves)

John Stuart Mill tarafından genel anlamda ele alınan dış ticaretteki arz ve talep konusunun ortaya koyduğu karşılıklı talep kanununu daha ayrıntılı ele alan ve grafiklerle açıklama yoluna giden Alfred Marshall Teklif Eğrilerini uluslarası iktisat bilimine kazandırmıştır. Böylece dış ticaret hadlerinin oluşumunda arz ve talep etkilerine daha net bir açıklama getirilmiştir.

Ülkenin belli bir miktar veya hacimdeki ithal malı için önerdiği ihraç malı tutarına TEKLİF(offer) denir. Bir teklif temel olarak üç ayrı element içerir. Bunlar;

İhraç Miktarı,
İthal Miktarı,
Uluslarası Fiyat Oranı.

Ticaret hacmine bağlı olarak ülkenin teklifleri değişme gösterir. Her 1 birim ithal ürün için ihraç ürünü teklifi bir öncekine göre azalış gösterir ve sıfır noktasına ulaşır. Bu nokta, mümkün olan en yüksek ihracat hacmini ifade eder.

Teklif Eğrisi için ithal edilen mal bir birim artırılırken, buna karşılık önerilecek ihraç malı miktarını gösteren eğri denilebilir. Eğri üzerindeki her nokta belirli durumdaki dış ticaret hadlerinin göstermektedir.

Örnek vermek gerekirse, aşağıdaki grafikte OT eğrisi Türkiye'nin kağıt karşılığında buğday teklif eğrisidir.

Grafikten gösteriyor ki, teklif eğrileri orijin noktasından başlar ve sınır yurtiçi maliyet oranı tarafından belirlenir. bu sınırlamayı yapan OA noktası Türkiye için kabul ettiğimiz 1 buğday = 1/2 kağıt oranını temsil eder.

Teklif eğrisi bu yüzden hiçbir zaman iç maliyet doğrusunun altına inmez, çünkü bu doğrunun altında ithalat yapmak yerine kendi üretimi daha karlı olacaktır.

Söz konusu eğrinin her birim mal için daha da dik bir duruma gelmesinin anlamı, artan her birim sonrası yani ticaret hacminin genişmesi neticesinde, ancak buğday fiyatının kağıt cinsinden yükselmesiyle ticaret yapacağını ifade eder.

İki ülkeli bir modelde bu teklif eğrisine karşılık diğer ülkenin de aynı ürünlere yönelik teklif eğrisi dikkate alınmalıdır. Aşağıdaki grafikte ABD'nin teklif eğrisini görebiliriz.

Aynı yolla elde edilmiş ABD için buğday karşılığı kağıt teklif eğrisi bu şekilde olur. Eğer iki ülkenin ayrı ayrı elde edilen teklif eğrileri aynı grafikte gösterilirse, eğrilerin asıl amacına ulaşmış oluruz.

Aşağıda söz konusu grafiği görmekteyiz.

Bu grafikte çıkan en basit ve temel sonuç, her iki eğrinin kesiştiği noktadan geçen doğru, fiyat oranını ifade eder ve denge ticaret haddini oluşturmasıdır.

Uluslarası dengeyi sağlayan fiyat oranı OP doğrusudur.

Türkiye'nin ihraç etmek istediği OL miktarı buğday, ABD'nin ithal etmek istediği MP miktarıbuğdaya eşittir.

Ayrıca Türkiye'nin ithal etmek istediği PL miktar kağıt da, ABD'nin ihraç etmek istediği OMmiktar kağıta eşit görülmektedir.

Böylece dünya ticaret dengesi kurulmaktadır.

OP doğrusu dışında hiçbir doğru dünya ticaret dengesini sağlayamaz.

Örnek olarak OS doğrusu verilirse, Türkiye'nin bu fiyattan teklif edeceği buğday miktarı OVolmasına rağmen ABD'nin ithal etmek istediği buğday miktar OY düzeyinde kalacaktır. YVkadar bir arz fazlası söz konusudur.

Buna istinaden zamanla dış ticaretin söz konusu arz fazlası nedeniyle denge fiyat oranına doğru kayması beklenmektedir.

TEKLİF EĞRİSİNİN YARARLARI

-Teklif Eğrilerine dayalı bir model birçok temel bilgiyi içermektedir. Bunlar, ülkelerin arz ve talep koşulları, karşılaştırmalı üstünlük yapıları, ticaret dengesi sağlayan uluslarası fiyat oranı, malların uluslarası denge ihracat ve ithalat oranları, her ülkenin dış ticaretten sağladığı kazanç miktarı.

-Gerçek dünyanın özelliği, çok ülke ve çok mallı oluşudur. Ama tek bir mal üzerinden yapılan değerlendirmede dünya ülkeleri iki gruba ayrılabilir, bir kısmı malın ihracatçısı olurken bir kısmı da ithalatçısı olmaktadır. Bunun anlamı söz konusu modelin geçerli olacağıdır. Yalnızca, analize girecek öğeler bakımından oldukça karmaşık bir yapı olacaktır.

TEKLİF EĞRİLERİNDE KAYMA

Teklif eğrileri yukarda bahsettiğimiz gibi arz ve talebe bağlı bir özellik göstermektedir, Bu iki öğede oluşan herhangi bir değişiklik ülkenin teklif eğrisinde de bir kayma meydana getirir. Bu kayma sonucu olarak iki durum söz konusu olabilir, bunlar ticaret hadlerine etkisi, ticaret hacmine etkisi.

Basit bir örnek ile açıklamak gerekirse,

Eğer Türkiye'de zevk ve tercihler ithal kağıt yönünde değişirse, yani bu ürüne talep artarsa ne gibi sonuçlar doğuracağına hep beraber bakalım.

Bu durumda Türkiye belli miktar kağıt için vereceği buğday oranı artış gösterecektir. Bu da Teklif Eğrisinde sağa doğru kayma meydana getirir. Aşağıdaki grafikte bunu görebilmekteyiz.

Grafikte görüldüğü gibi Türkiye'nin teklif eğrisi T den T1 e doğru bir kayma göstermiştir. Bunun anlamı Türkiye'de ithal kağıta yönelik talep artışı demektir. İlk etapta dünya piyasasındaki istikrar bozularak, kağıtta aşırı talep, buğdayda ise arz fazlası meydana gelecektir. Yeni denge sağlanana kadar, buğday fiyatları düşecektir, ve yeni ticaret hadleri doğrusu OP den OP1 e geçecektir.

Dış Ticaretteki bu değişmeler ülke açısından iki ters etki ortaya çıkarır. Bunlardan birincisi dış ticaret hacmindeki genişlemenin getirdiği refah arttırıcı etki, ikincisi ise dış ticaret hadlerindeki istikrarın bozulması neticesinde refah azaltıcı olumsuz etkisidir. Bu yüzden bu değişmenin ülke açısından refah arttırıcı mı azaltıcı mı olduğu bu iki etkinin büyüklükleri karşılaştırmasıyla belirlenir.

Talepteki kayma tam tersi yönde olursa, yani zevk ve tercihler ithal mala değil de, ihraç edilen buğdaya yönelik artış gösterirse, bu seferde dış ticaret hadlerinde olumlu etki, ama dış ticaret hacminde olumsuz etki meydana gelir. Asıl etkiyi ise ikisinin büyüklükleri karşılaştırılarak bulabiliriz.

Diğer taraftan Arzın teklif eğrileri üzerindeki etkisi de aynı şekilde gösterilir. Mesela, eğer Türkiye'nin buğday arzı teknolojik gelişme veya herhangi bir etki nedeniyle artış gösterirse, bu da yukardaki grafikteki gibi bir teklif eğrisinde sağa doğru bir kaymayı işaret eder. Çünkü buğday arzı fazlası ve neticesinde bunu kağıt ile değiştirmek istenmesi nedeniyle aşırı kağıt talebi ortaya çıkar. Yani bir ülke için teklif eğrisi üzerinde söz konusu mal için arz artışı ve karşılığında ithal edilen mala talebin artışı aynı etkiyi gösterir.


KÜÇÜK (ÖNEMSİZ) ÜLKE AVANTAJI

Basit bir yaklaşımla anlatmak gerekirse, bir ülke dünya ticaretinde ne kadar az bir paya sahipse buna nazaran eğer ülkede arz fazlası meydana gelirse bunun dünya fiyat oranını etkilemeden ülkeye kar olarak döneceği durumu ifade eder. Burada anlatılmak istenen toprak büyüklüğü değil aksine ekonomik bir büyüklüktür.

Küçük bir örnek ve grafik ile göstermek gerekirse, aşağıda görebiliriz.

Gerçek dünyada belirli malların fiyatlarını o ürünlerin başlıca üreticileri ve tüketicilerinin karşılıklı talebine bağlı olduğu bilinmektedir. Bu nedenle küçük ülkeler fiyata etki etmeden ithalat ve ihracat yapabilir, bu demek oluyor ki küçük ülkenin kendi içindeki arz ve talepten gelen kazancı büyük ülkelerden daha fazla olmaktadır.

Uluslarası Ticaret Teorisinde Arz ve Talep Konusu

Uluslarası ticaretin açıklanmasında tarihten gelen şekilde ilk etapta arza dayalı modeller kullanılmaktaydı. Fakat; temel ekonomi bilgisi ışığında talebin de arz ile aynı şekilde modelin içinde olması gerekmekteydi. Bu iki öğenin iktisat bilimindeki ilişkisini betimlemek için en iyi söz bir makasın iki kolu olduklarıdır.

Diğer taraftan, Ricardo modelinin etkisiyle, genel uluslarası ticaretin temel bilgilerinin anlatılması konusunu hala arza bağlamak yaygın bir eğilim olarak görülmektedir.

Özetle; Yalnızca arza dayalı yani eğer dış ticaret yapan ülkelerin talep koşulları bilinmezse,

-Dönüşüm Eğrisi üzerinde Dış Ticaret öncesi denge noktası bulunamaz.
-Denge Fiyat Oranı belirlenemez.
-Tüketim ve Üretim noktaları belirlenemez.

Temel ekonomi bilgisinden çıkarabildiğimiz şekilde eğer talep belirtilmemişse denge noktası bulunamaz.

ULUSLARASI GÖRECELİ FİYATLARIN (TİCARET HADLERİ) OLUŞUMU

Uluslarası Ticarette iki ülkenin göreceli fiyatları, ticaret hadleri (terms of trade) ismiyle anılmakta, ihraç malları ile ithal malların değişim oranını göstermektedir.

Yurtiçi üretim maliyet oranı, Uluslarası denge ticaret hadlerinin sınırlarını belirler. İşte bu sınırlar dahilinde göreceli fiyat oranı (ticaret hadleri) nerede oluşacağını sadece arza dayalıRicardo modeliyle belirlemek olanaksızdır. Arz koşulları yanında ülkenin talep koşulları da aynı oranda etkilidir.

Türkiye ve ABD yi sabit verim koşulları altında ele alarak iç maliyet koşullarını aşağıdaki gibi kabul edelim,

Türkiye; 1 buğday = 1/2 kağıt
ABD; 1 buğday = 2 kağıt

Sonuç olarak, Türkiye 1 buğday ihracatı karşılığında 1/2 kağıttan aşağı bir değere dış ticaret yapmak istemez. Çünkü bu durumda kağıtı kendisi üretmesi daha karlı olacaktır.

Grafikta görüldüğü Dış Ticaret Hadlerinin sınırını oluşturan ülke için üretim maliyet oranıdır. Hangi ülkenin maliyet doğrusuna daha yakın olursa göreceli fiyat oranı, öteki ülke için daha fazla karlı bir dış ticaret söz konusudur.

Arz bilgisiyle ancak bu kadar kesinlikte bir bilgi elde edilebilir. Dış Ticaret Hadlerinin ne düzeyde olacağını bulmanın olanağı yoktur.

Arz ve Talebin eşitlendiği nokta denge fiyatını verir, uluslarası ticare açısından bunun anlamı dünya arz ve talebidir. Basit ekonomi bilgisi gereği, örnek vermek gerekirse, eğer arz fazlaysa dünya fiyatları düşecektir.

KARŞILIKLI TALEP KANUNU

John Stuart Mill tarafından dış ticaret konusunda talep koşullarına önem verilmiştir, Mill söz konusu grafikteki modelde söz konusu ülkelerdeki talebin şiddetine bağlı olarak Dış Ticaret Hadlerinin tam olarak belirlemiştir. Bu doğrultuda Karşılıklı Talep Kanunu (reciprocal demand law) ortaya çıkmıştır. Genel olarak temel arz talep koşullarının ülkesel düzeyde uygulanmasına dayanır.

Ücret Farkları ve Karşılaştırmalı Üstünlükler

David Ricardo'nun ortaya koyduğu emeğe dayalı teorilerin önemli bir eksikliği de emeği homojen yani her yerde aynı verimi sağlayan bir faktör olarak düşünmesiydi. Aksine dünyamızda ülkeler arasında işgücünün ortaya koyduğu emek bakımından farklı olduğunu görmekteyiz. İstisna olarak ülke içindeki ücretler aynı kabul edilir, en azından zamanla bu eşitliğin sağlanması önünde bir engel olmadığından eşitliğin sağlanması beklenir. Bu yazıda ücret farklarının oluşumunun yanısıra, ülkelerde ücretlerin düzeyinin dış ticaret dengesi açısından etkisi üzerinde yoğunlaşacağız.

Örnek tabloda iki mallı ve iki ülkeli bir model üzerinde çalışmaya başlayalım. Bu tabloda gördüğümüz iş günü ifadesi söz konusu maldan bir birim üretebilmek için harcanan emeği ifade etmektedir.



Tablodan çıkarılabilen sonuca bakarsak, ABD'de iş gücü Türkiye'ye oranla Çelik üretiminde 8 kat, Buğday üretiminde ise 2 kat daha verimlidir.

Özetle, Türkiyede ücret düzeyi ABD'deki ücret düzeyinin en fazla 1/2 si, en az 1/8 i olması gereklidir.

Söz konusu ücret ABD'de günlük 16 dolar ise
Buğday fiyatı 32 dolar Çelik ise 16 dolar olacaktır.

Eğer Türkiye'de ücretler bahsettiğimiz ABD ücretlerinin 1/2 sinden yüksek olursa, mesela 10diyelim. 16/2 = 8 - 10>8

Türkiye'de Buğday fiyatı 40 dolar, Çelik ise 50 dolar olacaktır. Bu seviyelerde Türkiye için dış ticaret yapması mümkün olmaz.

Eğer Türkiye'de ücretler bahsedilen ABD ücretlerinin 1/8 inden düşük olursa, mesela 1 diyelim.16/8 = 2>1 Türkiye'de Buğday fiyatı 4 dolar, Çelik ise 8 dolar olacaktır. Bu düzeyde de karşılaştırmalı üstünlük bozulmaktadır.

Fakat; normal ve belirtilen sınırlar içerisinde yer alan bir düzey olarak Türkiye'de ücretler 5kabul edilirse, Buğday 20 dolar, Çelik 40 dolar olacaktır. Türkiye açısından Buğday ihracatı ve Çelik ithalatı yapılmasıyla iki ülkede kazançlı çıkarak, karşılaştırmalı üstünlük teorisini örneklemiş oluruz.

Görüldüğü gibi ülkelerin emeklerindeki verime oranla, ücret düzeylerinin belirlenmesi uluslarası ticaret açısından önem taşımaktadır.

Özellikle 2. Dünya Savaşı sonrası Almanya ve Japonya'nın kısa bir sürede toparlanıp dünyanın en gelişmiş ülkelerinden olabilmelerinin altında yatan temel noktalardan biri de Yüksek Verimlilikte ve Düşük Ücret ile uluslarası rekabette üstünlük sağlamalarıdır.

The Establishment of Ankaragücü


While the Sultan Abdülhamid banned the football playing in Istanbul city, they who are the workers of the Military Production Industry were playing football with having a scout on the hill next to the area. Ankaragücü is based in Ankara, but it was originally founded in Istanbul in 1910 as Altin Örs Idman Yurdu by Agah Orhan and Turan Sanatkaragücü was founded by Şükrü Abbas, when the ban was removed. The clubs competed in the Istanbul Friday League.

MKE (Makine Kimya Endüstrisi) Ankaragücü was established firstly as one alone team by two clubs Altınörs İdmanyurdu and Turan Sanatkarangücü joining together in 31st August 1923. It was named Anadolu - Turan Sanatkarangücü with Red and White colors in Ankara after the independence war of Republic of Turkey.

In 1926, After the removal of previous team because of the events in one match, the new team was generated by the name İmalat-ı Harbiye sport club with Yellow and Dark Blue. The colors were originated from regional grape type, Misket grape's Dark Blue and The regional melon fruit which was colored as Yellowish colors.

The name of team was changed again in 1933 after the congress, It was AS-FA Ankaragücü Gençlik ve Spor Kulübü (Youth and Sport Club). Unfortunately, the team was again removed from the civil leagues, because of the military-civil relations in 1943. The leagues were seperated as Military league and Civil league.

The club name was changed for one last time in 1948, with both sides settling on Ankaragücüin the congress about forming a team to play in public leagues.


The logo of Ankaragücü has characteristic view which is come from the history of the club,İmalat-ı Harbiye, (Military Production) company workers were involved in this team both as fan and players in the beginning of its years. The main framework of the logo is also generated from the horizontal bullet apperance, it can be also related with the roots of the team.


The most important dates of the club:

1972 Winning Turkish FA Cup
1981 Winning Turkish FA Cup

The Establishment of Bursaspor

The date: 1st June 1963

It was the milestone of the history of Bursa football. Bursaspor was established officially in 1963.

Bursa City Amateur Football which gained two championships of Turkey league until that time was in trouble times in the sense of that there was need of new targets should be decided.

The reason for that mainly about the First League of Turkey which was started in 1959 was great excitement all around Turkey. The Second League was also generated at that time. Bursa as a big city of Turkey and also known as Bursa people are very interested in sports should take worthy place in these newly emerged organizations.

The President of Turkey FA was contacted with famous people of Bursa Football and firstly Bursa Merinos was chosen to be a professional team, but they did not want or meet the requirements for that in that year.

The amateur football clubs of Bursa, which were also in financial crisis, was gathered together to establish the strong team to compete in the professional leagues. Those clubs were namedAcar İdman Yurdu, Akınspor, Çelikspor, İstiklal and Pınarspor. You can see the colorful signs of these teams in the recent logo of Bursaspor, which has five stars, that are colored black, red, yellow, green and blue. They show the history of Bursaspor establishment by gathering of five different teams.


You can see the logo of five different amateur teams of Bursa City which were gathered to create Bursaspor in 1963.



Bursaspor started to play in professional league as first step of long endless road by 1963-1964 season, in the Second League White Group. (The second league had two groups, white and red at that time.)

The colors of Bursaspor, Green and White comes from the fruitful lowland of Bursa which is seen Green, and the peak of well-known mountain of Marmara region in Turkey called Uludağhas snow most of the times in the year reflects White.

The most important dates of Bursaspor history:

1986 winning Turkish FA Cup
2010 winning Turkish Super League

2 Mallı 2'den Fazla Ülkeli Modeller

Dış ticaret teorisinde basit varsayımların genel bilgileri açıklamasına rağmen, günümüz dünyasındaki dış ticaretteki sayısız ürün, yüzlerce ülke ve karmaşık yapısına nasıl uygulanacağını göstermek için yapılması gereken yaklaşımlardan 2 mallı ve 2 den fazla ülkeli modelleri kısaca anlatmak istedim.

Bu modelde yapılan temel işlem, söz konusu ülkelerin bu iki mal bağlamında ihracatçı veya ithalatçı mı olduklarının belirlenmesidir. Bu doğrultuda ihracatçı ve ithalatçı ülkeler arasındaki sınırı belirleyen temel öğe, 2 ülkeli ve 2'den fazla mallı modellerde gördüğümüz gibi döviz kurlarıdır.

Örnek tabloda 2 mallı 2'den fazla ülkeli bir model görmekteyiz.


Tablodan ortaya çıkan basit sonuçlar, Çelik üretiminde en üstünlüğe sahip olan ülke A dır, en düşük üretim olanağına sahip olan ülke ise E dir. Diğer taraftan Buğday üretimini en ucuz maliyetle yapan ülke E dir, Buğday üretiminde en pahalı üretimi yapan ise A ülkesidir.

Uluslarası gerçekliğe bağlı olarak bir birim buğday'ın değer olarak bir birim çelik ile eşit olmadığı varsayımından, uluslarası oranı 1 birim çelik = 4 birim buğday olarak kabul edersek, sonuç olarak Çelik ihracatçısı ülkeler A ve B olacaktır. Buğday ihracatçıları ise D ve E ülkeleri olmaktadır. C ülkesi ise uluslarası orana sahip olduğundan hiçbir yarar sağlamayacağı dış ticarete açılması beklenmez.

İki mallı ve çok ülkeli, ayrıca iki ülkeli ve çok mallı modeller dışında dünya gerçekliğinde çok mallı ve çok ülkeli modeller yapılabilir, ama oldukça karmaşık olacağı göz önünde bulundurularak bu temel üzerinde mantığın kavranması daha yararlı olacaktır.

Links to Product Keys, Licence Keys and Serials

Following links that I found very useful for the time when there is need of product and licence keys and also serial numbers of any software to find on internet.

You all know that it can be dangerous if you would search them on google because of many threats can be existed on internet. so I also think those are the safest ones in that case.

http://www.youserials.com/
http://www.serials.ws/
http://serialnumber.in/

Those programs are searched at most on these websites.

microsoft office 2007
adobe photoshop
internet download manager
windows 7
driver detective
microsoft office 2010
adobe acrobat 9 pro
nero 9
microsoft office 2007 home and student
kaspersky internet security
eset nod32

You can write for any request for help in the comments. Best Regards.

2 Ülkeli 2'den Fazla Mallı Modeller

Dış ticaret teorisinde basit varsayımların genel bilgileri açıklamasına rağmen, günümüz dünyasındaki dış ticaretteki sayısız ürün, yüzlerce ülke ve karmaşık yapısına nasıl uygulanacağını göstermek için yapılması gereken yaklaşımlardan 2 ülkeli ve 2 den fazla mallı modelleri kısaca anlatmak istedim.

Bu modelde, her malın iki ülkedeki fırsat maliyetleri karşılaştırılır, yani hangi ürünü hangi ülke daha ucuza üretebilmektedir. Göreceli olarak en düşük olandan en yükseğe doğru sıralanır. İlk sıradakiler ihraç, son sıradakiler ise ithal edilmesi beklenen ürünleri gösterir.

En önemli noktalardan birisi de, bu ürünler arasındaki sınırı belirlemek için, ülkelerin paraları arasındaki değişim oranı, yani döviz kurlarının etkisi söylenebilir. Ayrıca ekonomik açıdan döviz kurlarının dış ticarete etkisi de bu temel üzerinden kurulmaktadır. Günümüzdeki döviz kurları savaşları olarak nitelenen ekonomik üstünlük mücadeleleri de bu yaklaşıma bağlıdır.

Basit bir örnek ile açıklamak gerekirse, şöyle bir tabloyla anlatabiliriz.


Tablodan anlaşılan Türkiye'de 1 birim makine üretimi için buğday için harcadığı kaynağın ve faktöründen 10 katına ihtiyaç duymaktadır. Yani Buğday üretimi için elverişli ama makine üretimi için değildir.


Yukarda bahsettiğimiz şekilde bir sıralama yapılırsa aşağıdaki tabloya sahip olmuş oluruz.


Tablolarda görülen durum döviz kurlarının eşit olduğu varsayımına dayanmaktadır. Fakat, günümüzde böyle bir durum pek olası değildir. Bu durumda dış ticaret açısından en önemli nokta olan döviz kurları konusuna gelirsek, Döviz Kurları dış ticaretin verimli bir şekilde gerçekleşmesi için aşağıdaki sınırlara sahip olmalıdır.

1 TL en fazla 4/3 Dolar, veya 1 TL en az 3/10 Dolar seviyesinde olmalıdır.

Bu sınırın altındaki bir durumda, Türkiye'de mallar oldukça pahalı olur ve ABD'ye mal satması mümkün olmaz. Ayrıca Dış Ticaretin önemli bir konusu olan Ödemeler Dengesi açık verir. Bu ifade edilen kur sınırlamaları dışındaki durumlarda ülkeler için büyük kaynak israfı söz konusudur. Bu yüzden günümüzde oldukça etkin bir şekilde ülkelerin kontrol kurmaya çalıştığı bir alan olarak görülmektedir.

Şimdi varsayılan döviz kurları ile Dış Ticaretin nasıl gerçeleşeceğini görmeye çalışalım. Aşağıdaki tabloda döviz kurları sonrası oluşan karşılaştırmalı üstünlüğü görebilmekteyiz.


Tabloda 1 TL nin 1/2 Dolar olması ve 1 TL nin 1/3 Dolar olması durumundaki malların karşılaştırılmasını görebilmekteyiz.

Eğer 1 TL = 1/2 Dolar kabul edilirse, Buğday ve Şarap Türkiye'de ucuza imal ediliyor, Makine ve Kağıt ise ABD'de ucuza imal edilmektedir.

Döviz kurundaki değişimin etkisi hakkında bilgi vermek gerekirse, tabloda görüldüğü gibi eğer Türkiye TL nin değerini düşürerek, 1 TL yi 1/3 Dolara eşit duruma getirirse, kendi açısından ihracatını geliştirmiş olacaktır, ve ödemeler dengesinden açık veriyorsa bunu da kapatabilme şansına sahip olacaktır.

Günümüzde uluslarası paraların değişim oranı genellikle otomatik olarak yani dalgalı kur şeklindedir, ama yine de Dış Ticaretin önemine istinaden ülkeler arasında bu konuda anlaşmazlıklara düşmesi mümkün olmaktadır. Herkes tarafından bilinen örnek olarak, Çin'in döviz kurunu düşük tutarak Dış Ticarette üstünlük elde etmek ve bunu sürdürmek düşüncesine sahip olması bu temele dayanmaktadır.

Dönüşüm Eğrileri

Bir ülkenin veri teknoloji ve tam çalışma koşulları altında sınırlı kaynaklarıyla üretebileceği mal bileşimlerini gösteren eğriye dönüşüm eğrisi (transformation curve) veya üretim olanakları eğrisi (production possibilities curve) adı verilir.

Dönüşüm eğrileri Sabit ve Değişken maliyetler durumunda farklı bir görüntü ortaya çıkarır. Bu yazımızda öncelikle Sabit Maliyet koşulu altındaki grafiği inceleyeceğiz, ardından artan ve azalan maliyetler koşulu altındaki grafiği inceleyerek, daha gerçekçi bir yaklaşım olan bukoşulların bileşimlerini içeren grafiğe göz atacağız.


Yukarıdaki grafikte görüldüğü gibi sabit maliyet koşulu altındaki kapalı bir ekonomide ortaya çıkan dönüşüm eğrisi düz bir doğru şeklindedir. Türkiye için tüm kaynakları tarımda kullanırsak, yapılabilecek üretim 1000 birim tarım ürünü olurken, tüm kaynakları sanayide kullanırsak elde edebileceğimiz üretim 100 birim sanayi ürünü olacaktır.

Eğer ABD'ye ait olan sabit maliyetler koşulu altındaki dönüşüm eğrisine bakarsak, burada ABD'nin tüm kaynaklarıyla tarımda yoğunlaşırsa üretimi 1000 birim olacağını, fakat tüm kaynaklarını sanayi üzerine yoğunlaştırırsa Türkiye'den farklı olarak 1000 birim sanayi üretimine ulaşacağını görebilmekteyiz.

Bu grafikten ortaya çıkan sonuçlara gelirsek, her iki ülke içinde sabit maliyet koşulu altında grafikte görülen doğru üzerinde üretim yapabilmek mümkündür.

OB nin OA ya oranı 1/10 iken
ON nin OM ye oranı 1 dir.
Türkiye için 1 birim tarım ürünü, sanayi ürünü maliyetinin / 10 una üretilebilmektedir.

Sabit maliyet koşulu altındaki bu düz doğrunun anlamı bu oranın her mümkün olan üretim durumunda değişmeden devam edebilmesidir.

Dış ticaretin bu grafik üzerindeki etkisine gelirsek, bunu da aşağıdaki grafikte görebilmekteyiz.


Kapalı bir ekonomide bir ülke ancak kendi üretimi kadar tüketim yapabilir. Ülke uluslarası ticarete açılınca Türkiye için FA doğrusu üzerinde tüketim yapabilme ve ABD için de HFdoğrusu üzerinde tüketim yapabilme imkanına kavuşur. Bunun anlamı refahın her iki ülke için de artış gösterdiğidir. Adam Smith in temellerini attığı serbest ticaretin olumlu etkilerini içeren yaklaşımı bu duruma bağlı olarak ifade eder.

Bir örnek ile açıklamak gerekirse, eğer Türkiye kapalı bir ekonomi durumunda D noktasında bir üretim gerçekleştiriyorsa, FA doğrusundaki bir fiyat düzeyinde dışa açılmayı isteyecektir. Dış ticaret açılınca getirisi nedeniyle Türkiye için tarımda tam uzmanlaşmaya gidecektir. Sanayi ürünü ihtiyacını ise ürettiği tarım ürününü dış ticarette değiştirerek karşılar.

Kısaca, KA birim tarım ürünü karşılığında TK birim sanayi ürünü ithal etmiş olur. Türkiyenin toplam tüketimi OK + TK birim olmaktadır. Bu da kapalı ekonomide elde edilen üretim ve tüketimden oldukça fazladır.

Bu duruma ABD açısından bakarsak, dış ticarete kapalı durumdayken M noktasındaki bir üretime karşılık dış ticarete açıldığında, HL birim sanayi ürün ihraç ederken, ML birim tarım ürünü ithal etmektedir. OL + LM birim toplam ürün miktarını ifade eder.

Sonuç olarak FA ve HF doğruları ile gösterilen uluslarası fiyat oranı, dış ticarete kapalı durumda elde edemeyecekleri miktarda mal tüketim olanağı sunar, refahı arttırır.

ÇOĞALAN MALİYETLER

Gerçekçi olmak gerekirse, ekonomik açıdan tam uzmanlaşmaya doğru giderken ortaya çıkan, bir ürüne daha fazla kaynağın aktarılması neticesinde o üründeki birim verimlilik düşüş göstermektedir. Basit bir örnek olarak, ülkenin bütün toprakları tarıma aynı düzeyde elverişli olmayabilir.

Bu durumda artan maliyet koşulu altındaki dönüşüm eğrisi aşağıda gösterildiği gibi orijine iç bükey bir eğri oluşturmaktadır.


Grafikte görüldüğü gibi her bölümü eşit birer üretim olarak düşünürsek, ilk bölümdeki maliyetΔA ikinci bölümde ΔB, üçüncü bölümde ise ΔC kadar olmaktadır. Bunun anlamı, maliyetin her bir üretim artışında daha fazla olmasıdır. Bu durumu dış ticarete açık bir ekonomide değerlendirirsek aşağıdaki grafiğe ulaşmış oluruz.


Kapalı ekonomide D noktasında bir üretim ve tüketim söz konusu iken, Fd dünya fiyat oranı durumunda, tarım ürünü yerel fiyatı dünya fiyatından daha düşüktür. Bu nedenle Türkiye tarıma yönelir, ve sanayi üretimi azalır. Bu yönelişin sınırını ise, şu temel kural belirler.

Tarım artışından gelen getiri, sanayi kısıldığında ortaya çıkan kayıptan büyük olduğu sürece yöneliş devam eder. Eşitliğe erişince durdurulur. Bu nokta grafikte dünya fiyat oranı doğrusunun dönüşüm eğrisine teğet geçtiği yani eğimini eşitlediği E noktasıdır.

Kısaca, iç üretim maliyetleri dış fiyatlardan küçük olduğu sürece, ihraç malının üretimin arttırmak firmalar açısından karlı olmaktadır. Artan maliyet koşulu altında tam uzmanlaşma beklenilmez. E noktasındaki bir tarım üretimi, sanayi üretimini sıfır yapmaz, belli bir miktar sanayi üretimi devam eder. Artan maliyet fikri, gerçek dünyadaki durum açısında daha gerçekçi bir yaklaşım içermektedir. Ayrıca dış ticaret ülke için refah arttırıcı olur, tüketim C noktası üzerinde gerçekleşir.

AZALAN MALİYETLER

Sanayi üretiminde yaygın olan bir durumdur. Azalan maliyetlerin dış ticaret açısından etkisi sabit maliyetlerden daha büyük ve güçlüdür. Söz konusu malın üretimi arttıkça maliyeti azalır ve neticesinde karı da arttmaktadır. Bu durumda dönüşüm eğrisi orijine dış bükey olarak gerçekleşir.


Grafikte görüldüğü gibi kapalı bir ekonomi durumunda üretim D noktası olarak kabul edilirse, ayrıca maliyet açısında başlangıç olarak dünya fiyat oranı ve iç fiyatlar eşit olarak düşünülürse, Uzmanlaşma gerçekleştirmek için D noktasında sağa veya sola doğru eğri üzerinde hareket etmek gereklidir. İlk hareketin gerçekleşmesi için genellikle devlet müdahalesi söz konusudur. Bu müdahaleler, sübvansiyon, vergilendirme ve gümrük araçları olabilir.

Motor üretiminde tam uzmanlaşma gerçekleşirse üretim A noktasında olmaktadır, eğer Tekstil üretiminde tam uzmanlaşma B noktasında olmaktadır. Tam uzmanlaşmanın sonucu olarak OAbirim motor üretiminin MA kadarı Fd fiyatıyla ihraç edilerek, karşılığında MC kadar tekstil ürünü ithal etmek mümkün olur. Bunun anlamı üretim ve tüketimin dış ticaret sayesinde artış göstermesidir. Sonuç olarak tüketimin gerçekleştiği C noktası ülke açısından daha fazla refah ifade eder.

Endüstriye müdahale ederek, yani üretim artışı konusunda yardımcı olarak veya yüksek maliyetlerden koruyarak gelişmesi sağlanmalıdır. Özellikle genç ve yeni kurulan endüstrilerde maliyetin yüksek olması kaçınılmazdır ve devlet tarafından korunmaları uzun vadede ülke açısından yararlı olmaktadır. Görüldüğü gibi azalan maliyet kuralıyla dünya fiyatları ile iç fiyatlar eşit durumda olsa bile, dış ticaretin oldukça yararlı olması mümkündür.

FARKLI MALİYET BİLEŞİMLERİ

Dünyadaki ticaret açısından daha gerçekçi olan yukarda bahsedilen maliyet koşulları yerine onların bileşimlerinde ortaya çıkan farklı maliyet bileşimlerine ait olan dönüşüm eğrileri daha olasıdır. Bir üretim için öncelikle azalan bir maliyet ve belli bir noktadan sonra artan maliyet kuralı geçerli olabilmektedir. Bu farklılaşmanın önemli bir etkisi uzmanlaşmanın sınırının belirlenmesi konusunda ortaya çıkardığı sorundur. Aşağıdaki grafikte görüldüğü gibi AB eğrisi farklı maliyet bileşimlerini içeren bir dönüşüm eğrisidir.


Eğer üretim A ve K noktaları arasında gerçekleşiyorsa, T fiyat doğrusunda bir dış ticarete açılma söz konusu ise, D1 noktasında uzmanlaşmaya gidilir ve C1 gibi bir noktada üretim ve tüketim mümkün olur.

Fakat, eğer K ve B noktaları arasında üretim gerçekleşiyorsa, T1 fiyat doğrusunda bir dış ticaret açılımı gerçekleşir, D2 noktasında uzmanlaşmaya gidilir. C2 gibi bir noktada tüketim mümkün olmaktadır. Farklı maliyet bileşimleri dönüşüm eğrisinde en yüksek refah için söz konusu eğri hakkında tam bilgi sahibi olmak gereklidir. Bu tam bilgi durumunda ekonomiyi D2noktasındaki uzmanlaşmaya yöneltmek en kazançlı seçim olacaktır.

Üretim Maliyet İlişkileri

Üretim hacminin değişmesi ve üretim maliyeti arasındaki ilişkilerin niteliği 3 ayrı şekilde olmaktadır.

1- Üretim artarken, maliyet sabit kalır. buna sabit maliyet, sabit verim denmektedir.

2- Üretim artarken, maliyet artar ise, buna artan maliyet, azalan verim denmektedir.

3- Üretim artarken, maliyet azalır ise, buna azalan maliyet, artan verim denmektedir.

Basit örnekler anlatmak gerekirse,

Birinci durumda Sabit Maliyet, değişime rağmen üretim faktörlerinin hepsi homojen ve aynı kalitede olursa verim ve sonucunda maliyet sabit kalmaktadır.

David Ricardo'nun döneminde bahsettiği bu tarz bir üretim maliyet ilişkisini içermekteydi. Bu yüzden tam uzmanlaşmanın mümkün ve gerekli olduğunu söylemekteydi. Üretimde sabit maliyet söz konusu olduğunda üretimi arttırmakta bir sorun görülmez, çünkü maliyet aynı kalacağından tam uzmanlaşma (complete specialization) sonucunu doğurmaktadır.

Klasik dönem iktisat anlayışında maliyet ifade edilirken, uluslarası ticaret manasında iki ürünlü modelde 1 birim ürün için karşılık olarak diğer üründen kaç birim ürün demektir. Sabit maliyet durumunda bu bahsi geçen 1 birim ürün için karşılık olarak ithal edilen ürün miktarının değişmemesi durumudur.

İkinci durumda bahsedilen Artan Maliyet daha gerçekçi bir anlayıştır, çünkü üretim için kullanılan her birim özdeş ve aynı kaliteli olmadığı açıktır. ayrıca, üretim faktörleri yani çalışanlar üretimde aynı oranda ve yoğunlukta kullanılamaz.

Üretimi arttırmak adına diğer maldan veya mallardan kesilen kaynaklar, söz konusu malın üretiminde aynı verimde kullanılmadığı için verimin daha düşük olacağı bir gerçektir.

Diğer bir taraftan, artan fırsat maliyetinin anlamı diğer malın üretiminden her defasında daha fazla miktarda vazgeçme gerekliliğidir. Bunun sebebi kaynakların ve üretim faktörlerinin daha verimli olduğu alan dışında kullanılması nedeniyle üretim için daha fazla faktöre ihtiyaç duyulacaktır. Anlaşıldığı üzere, bir birim bahsedilen malın üretim artışı için diğer ürün üretiminden daha fazla vazgeçmek gerekli olacaktır.

Ayrıca Artan Maliyetin sonucu olarak eksik uzmanlaşma (incomplete specialization) meydana gelmektedir. Buna neden olan, üretimdeki artışa bağlı olarak üretim maliyetlerinin artması yani fiyatın artmasıdır. Bu fiyat artışı neticesinde ihracat için uygun olan fiyat belli bir noktadan sonra dünya fiyat düzeyine ulaşmış olacaktır. Bu durumda eksik uzmanlaşmayı gösterir, çünkü fiyatlar eşitlendikten sonra bu ürünün üretimin arttırmanın bir anlamı yoktur.

Üçüncü sırada adı geçen Azalan Maliyetler durumunda ise, aktarılan her yeni üretim faktörü daha fazla üretim artışı getirir, yani verimlilik artış gösterir. Bu durumun oluşması için iki ayrı değerlendirme söz konusudur, ilk olarak içsel tasarruf diye telaffuz edilen firma içinden kaynaklı olumlu etkilerdir, bunlara örnek olarak, küçük ve yeni başlayan firmaların kapasitesini eksik kullanması ve neticesinde üretim maliyetinin yüksek olması gösterilebilir, tersine işletmenin büyürken daha etkinliğe kavuşmasıyla da maliyetin azalması ortaya çıkar. İkinci olarak, endüstri içinde olan etkiler ise, belli bir endüstri ülkede geliştikçe, bu endüstriye yönelik hammadde, ara mallar ve nitelikli insan gücüne daha kolay ve ucuza sahip olmak mümkün olur. Sonuç olarak, maliyet azalır. Gerçekçi olmak gerekirse, sonsuza kadar azalan maliyetin olması pek olası değildir, belli bir noktadan sonra artan maliyet seviyesine ulaşması öngörülmektedir.

Kısaca, bu metinde anlatılmak istenen Sabit Maliyet, Artan ve Azalan Maliyetin genel olarak ne anlama geldiğini açıklamaktadır.

Fırsat Maliyeti (Opportunity Cost)

Klasik İktisat fikirleriyle ortaya konan emek-değer teorisinin değindiği sadece emek üzerine yoğunlaşmak yerine ekonomideki tüm faktörlerin hesaba katan Neo-Klasik İktisat düşüncesinin iktisat bilimini kazandırdı bir teoridir. Bu görüş, özüne dokunmadan Karşılaştırmalı Üstünlük teorisine gerçeklik bakımından katkı sağlamıştır.

Kısaca;
Bir malın fırsat maliyeti demek bu maldan bir birim üretmek için başka bir maldan vazgeçilen miktarı ifade eder. Bunu o malın maliyeti olarak değerlendirir.

Önemli bir nokta, bu vazgeçilme durumunun varolması için ekonomi tam çalışma durumunda olması gerekmektedir, çünkü sadece o durumda bir birim üretim için başka bir üretimden vazgeçmek söz konusu olacaktır.

Verimlilik yerine üretim maliyeti dikkate alınmaktadır. Bu nedenle emek verimliliği yerine her ürün için kendi parasal değeri kullanılmaktadır. Örnek vermek gerekirse;

Türkiye'de Çelik 10 TL / Buğday 1 TL
ABD'de ise Çelik 1 $ / Buğday 1 $

Türkiye'de 1 çelik için 10 buğdaydan vazgeçilir.
ABD'de ise 1 çelik için yalnızca 1 buğdaydan vazgeçilir.

Sonuç olarak, Karşılaştırmalı Üstünlük düşüncesi gereği Türkiye Buğday üzerine, ABD ise Çelik üzerine uzmanlaşma yoluna gitmelidir.

Fırsat Maliyetinin uluslarası ticaret açısından yaptığı katkı, karşılaştırmalı üstünlük teorisinin daha gerçekçi bir şekilde ölçülebilmesi bağlamında olmuştur.

Glykeria

Glykeria Katsoula, Yunan şarkıcı, 1953 yılında Yunanistan'ın Orta Makedonya bölgesindeki Serez ilinde doğmuştur. Kariyeri boyunca Yunanistan'da şarkıcılık yapmıştır, fakat aynı zamanda Türkiye, İsrail, İngiltere ve Fransa'da ün kazanmıştır.

1980 li yılların başında tek başına çıkardığı İzmir'in geleneksel şarkılarından oluşan ilk albümü "Ta Smyrneika" ile şöhret hayatına başlamış ve ünlü mekanlardaki performanslarıyla da daha fazla ün kazanmıştır. Yunanistan'da oldukça sevilen bir sanatçı olmasının yanı sıra yurtdışında da çeşitli ülkelerde konserler vermiştir. 1994 yılında İsrail'de en popüler yabancı şarkıcı ödülü verilmiştir, ayrıca bazı albümleri Fransa, İsrail'de piyasaya çıkmıştır, 2003 yılında ise “Glykeria’s Rebetika Songs” adıyla Türkiye'de bir albümü çıkmıştır. Bunun yanı sıra Ömer Faruk Tekbilek'in Alif albümünde iki şarkıda düet yapmışlardır.

Rebetika (Yunan Arabeski) ve Laika (Yunan Halk Müziği) tarzı eserlerin usta yorumcusu olarak tanınmaktadır ve bu tarz müzikleri pop ile harmanlayarak günümüzde kariyerine devam etmektedir.

Albümleri:

1978 - Mi Kaneis Oneira Trella (Dont Have Crazy Dreams)
1980 - Sta Matia Kita Me (Look Me in The Eyes)
1985 - Tragoudi Esthimatiko (Emotional Song)
1986 - Matia Mou (My Eyes)
1987 - Me Panselino (With a Full Moon)
1990 - Ola Mou Ta Mystika (All My Secrets)
1991 - Ximerose (A New Day)
1992 - I Hora Ton Thavmaton (The Land of Miracles)
1994 - Se Mia Schedia (All In One Plan)
1996 - I Glykeria Tragoudai Antoni Vardi (Glykeria Sings Antonis Vardis)
1998 - Maska (Mask)
2004 - Aniksi (Spring Time)
2006 - Vrohi Ton Asterion (Raining Stars)
2008 - Ta Themelia Mou Sta Vouna
2010 - I Agapi Einai Eleftheri (Love is Free)

Diğer Ülkelerdeki Albümler:

1994 - Golden Hits (Israel)
1995 - The Voice of Greece (France)
1995 - Far Away (Israel)
1997 - 14 Greek Classics (Israel)
1998 - Sweet Sorrow (Israel)
1998 - 15 Greek Classics (France)
1999 - Collection (Israel)
1999 - Glykeria with Israeli Philharmonic Orchestra (Israel)
2002 - Open Heart (Israel)
2003 - Glykeria's Rebetiko Songs (Turkey)
2004 - The Voice of Greece (England)
2004 - The Best of Glykeria (France)
2007 - The Best of Glykeria (Turkey)
2008 - Gift (Israel)

Karşılaştırmalı Üstünlük Teorisi (theory of comparative advantages)

Adam Smith'den sonra gelen David Ricardo, onun fikirleri üzerine ilave ederek yeni bir teorinin temellerini attı, bu teori öylesine güçlüdür ki günümüze kadar yaklaşık 2 asır boyunca uluslarası ticaret açısından temel nokta olarak kabul edilmiştir.

Mutlak üstünlük teorisi ile arasındaki esas fark ise, karşılaştırmalı üstünlük teorisi mutlak üstünlüğü de içinde barındırdığı gerçeği, ama mutlak üstünlük teorisi karşılaştırmalı üstünlük teorisi olmadan eksik kalmasıdır.

Bu teoride öncekine ek olarak ifade edilen, ülkeler arasındaki ticari ilişkilerin yalnızca mutlak üstünlük olduğunda değil, karşılaştırmalı üstünlüğe sahip olduklarında da yapılması gerekliliğidir.

Sanayileşmiş ve gelişmiş bir ülkenin bir çok ürünü daha az gelişmiş ülkelerden ucuza üretmesi mümkündür, karşılaştırmalı üstünlük teorisi bu durumda bile dış ticaretin her iki ülke açısından daha fazla refah getirdiğini kanıtlayan bir özellik taşır.

David Ricardo'nun bu konudaki örneği İngiltere ile Portekiz arasındaki ticari ilişkiyi içerir.

Bir iş günü imal edilen ürün miktarı açısından bakarak,

İngiltere 80 metre kumaş ve 40 litre şarap üretebilecek durumda,
Portekiz 10 metre kumaş ve 20 litre şarap üretebilmektedir.

İngiltere her iki malda da mutlak üstünlüğe sahip, ve mutlak üstünlük teorisinde uluslarası ticaret yapması beklenilmez.
Ama karşılaştırmalı üstünlük teorisinde konuya bakarsak, kumaşta 8 kat, şarapta ise 2 kat üstünlük bulunmaktadır. Bu nedenle İngiltere'nin kumaş, ve Portekiz'in şarap üretiminde uzmanlaşmasıyla her iki ülkede de refah artacaktır.

İngiltere'de 1 kumaş = 0,5 şarap
Portekiz'de 1 kumaş = 2 şarap

uluslarası piyasada
1 kumaş = 1 şarap eşit olduğu kabul edilirse,

İngiltere her birim kumaş ihracatı yaptığında 1 şarap ithalatı yapmış olacak.
Bu açıdan kendi piyasasında 1 kumaşın değeri 0,5 şarap olduğundan, 1 kumaş verip (1kumaş=0,5 şarap + 0,5 şarap) = 1 şarap almış olurlar. kazanç 0,5 şarap.

Portekiz her birim şarap ihracatı yaptığında 1 kumaş ithalat yapmış olacak.
Bu açıdan kendi piyasasında 1 kumaşın değeri 2 şarap olduğundan, 1 şarap verip 1 kumaş=2şarap alırlar, kazanç 1 şarap=0,5 kumaş.

Özet olarak uluslarası ticaret sadece mutlak üstünlük (absolute advantage) olduğunda değil,karşılaştırmalı üstünlük (comparative advantage) olduğu zamanda iki taraf için kazanç getirmekte yani yapılması beklenmektedir.

Karşılaştırmalı üstünlük teorisinde dış ticaretin olması beklenmediği durum sadece ve sadece her iki üründe de aynı kat üstünlüğe sahip olunması durumudur.

Örnek olarak,
İngiltere 20 metre kumaş ve 40 litre şarap
Portekiz 10 metre kumaş ve 20 litre şarap
durumunda karşılaştırmalı üstünlük teorisindeki ticaret beklentisi dışında kalır.

Karşılaştırmalı Üstünlük Teorisinin tarih boyunca temel çerçevesi sabit kalmak kaydıyla çeşitli eksiklikleri ortaya konmuş ve bu süreç boyunca yeni eklemeler yapılmıştır. Bu noktalar;

-Ülkeler arası işgücü verim farkı açıklanmamıştır.
İşgücü homojen olarak kabul edilerek, işgücünün nitelikleri eğitim ve öğretim, toplum yapısı ve üretimin yönetimi konuları hesaba katılmamıştır. Faktör Donatımı Teorisi ile bu konuda ekleme yapılmıştır.

-İş gücü ülke içinde tam hareketli, ülkeler arası ise sıfır hareketli olarak kabul edilmiş.
Fakat, bilindiği gibi ne ülke içerisinde tamamen harekete sahip bir işgücü ne de ülkeler arasında göçlerin olmadığı bir gerçeklik söz konusu değildir. Göçlerin teorinin temelini sarsma etkisi olabilir, eğer emek verimliliğini farkını eşitleyecek düzeyde olursa.

-Teori arza dayalı olarak kurgulanmıştır.
Maliyet ve Fiyat kavramları yoktur, bu nedenle talep dikkate alınmaz. ama fiyatın oluşmasında arz kadar talebinde etkisi olduğu bilinmektedir. Buna istinaden uluslarası fiyat düzeyi tam olarak açıklanamaz.

-Sabit maliyet ve tam uzmanlaşmaya bağlıdır.
Sabit maliyet nedeniyle tam uzmanlaşma beklenir ve diğer ürünün üretimi sıfır olmalıdır. Fakat, gerçekte söz konusu ürün hiçbir zaman sıfır seviyesine inmez, eksik uzmanlaşma fikriyle bu konuda çözüme kavuşturulmuştur.

-Statik bir modeldir.
Zaman ve değişme dikkate alınmaz. Gerçek hayatta ise tam tersi söz konusudur ve değişim her zaman var olmaktadır. Az gelişmiş ülkeler an itibariyle tarım ürünlerindeki üstünlüğü sürekli devam ettirmek yerine sanayi ürünlerinde üstünlüğü amaçlamaları beklenir.

-Üretimin aşamalara ayrılması düşünülmemiştir.
Üretimin aşamalarının günümüzde çeşitli ülkelerde gerçekleştirilmesi söz konusudur, bunun en güzel örnekleri çok uluslu şirketlerdir. Bu eksikliğe karşı teorinin kurulduğu nihai mal yerine ara mal uzmanlaşması da eklenmesi bu çelişkiyi sona erdirir.

Sonuç olarak, David Ricardo'nun Karşılaştırmalı Üstünlük Teorisi günümüz uluslarası ticaretinde hala geçerliliği süren ve tarihsel açıdan dış ticaret için en önemli gelişmelerden biri olarak kabul edilmektedir.

Mutlak Üstünlük Teorisi (theory of absolute advantage)

Adam Smith'in merkantilizm eleştirisi sırasında ortaya koyduğu klasik liberalizm düşüncesini gerçeklediğinde temel dayanak noktası olarak ileri sürdüğü teori mutlak üstünlük teorisiydi. Bu teorinin neticesinde dış ticaretin yapılmasının her iki ülke için daha fazla refah anlamına geleceğini ve iki ülkenin de bundan kazançlı çıkacağı anlatılır.

1 işçinin günlük üretimi açısından bakarak,
yani emek-değer teorisi bakımından değerlendirirsek,

Türkiye 1 günde A malından 60 birim ve B malından 30 birim üretebiliyor.
Almanya 1 günde A malından 10 birim ve B malından 50 birim üretebiliyor.

Sonuç olarak Türkiye A malı üretiminde mutlak bir üstünlüğe sahiptir ve bu ürün üzerine uzmanlaşması gerekmektedir. Almanya ise B malı üretiminde mutlak bir üstünlüğe sahip görünmektedir ve B malında uzmanlaşma yoluna gitmelidir.

Teori sonucunda yapılması beklenen ticari davranış, Türkiye bu sayede tüm olanakları neticesinde A malı üretimini gerçekleştirip, A malını kullanarak mal değişim yoluyla B malını bu üründe uzmanlaşan Almanya'dan ithal etmelidir. Dünya toplam üretimi bu sayede daha fazla olacak ve daha fazla refaha ulaşmak mümkün olacaktır.

Adam Smith'in ilk olarak 1776 Ulusların Zenginliği adlı eserinde söylediği bu teori uluslarası ticaretin varolma nedenini ortaya koyan tarihsel açıdan önemli bir noktayı gösterir.

Emek - Değer Teorisi

bu yazıda Emek - Değer Teorisi konusundan bahsedeceğiz.

Emek - Değer teorisi Adam Smith ortaya atılan ve sonrasında David Ricardo tarafından kullanılan özellikle dış ticaret açısından ekonomik ilişkiler konusunda temel dayanak noktasını oluşturur.

Kısaca, Bir üretim maliyetinin o üretim için harcanan emeğe eşit olduğunu ifade eder.

Maliyet = Harcanan Emek

Bu teorinin içeriğini oluştururken emek homojen bir değer olarak kabul edilmiş, yani her işçinin ortaya koyduğu emeğin aynı nitelik ve niceliğe sahip olduğu farzedilmiştir.

Ayrıca doğal kaynakların doğanın insanlara bir bağışı olarak düşünülmesi ve bunları elde etmek için emek harcanmadığı varsayılmıştır.

Sermaye biriktirilmiş üretim aracı yani emek demektir. Sermayeyi yaratan emek olduğu için emek ile ölçülmesi gerektiği düşünülmüştür.

Genel anlamda teorinin ortaya koyduğu ise;

Emek fazla ise = Maliyet fazla olur = Fiyat fazla olur.
Emek az ise = Maliyet az olur = Fiyat az olur.

bu yazıda Emek - Değer Teorisi konusundan bahsettik.

Uluslarası Ticaret Teorisinde Kullanılan Standart Varsayımlar

bu yazıda Uluslarası Ticaret Teorisinde Kullanılan Standart Varsayımlar konusundan bahsedeceğiz.

Uluslarası ticaret teorisinde gerçekleşen ekonomik ilişkiyi anlatırken basite indirgenmiş bir şekilde kullanılan varsayımların ana özellikleri:

-İki ülkeli ve iki mallı varsayımlar kullanılır.
-Uluslarası ticarette para yerine mal değişimi kullanılır, reel değeri ifade etmek adına.
-Tüm piyasaların tam rekabet ortamına sahip olduğu farzedilir.
-Modellerde devlet etkisi yoktur, Gümrük, kota ve kısıtlama gibi araçlar yoktur.
-Taşıma giderleri yok sayılır.
-Ekonominin tam çalışma durumunda olduğu farzedilir.

Bu varsayımlar kullanılarak ortaya konan modellerde basitleştirici şekilde bilgi vermek amacı güdülür, ayrıca teorilerin anlatımı açısından temel olarak doğruları içerir, ama ayrıntılı eklemeler uluslarası ticaret teorisinin ilerleyen aşamalarında anlatılır.

bu yazıda Uluslarası Ticaret Teorisinde Kullanılan Standart Varsayımlar konusundan bahsettik.

Merkantilizm - Klasik Liberalizm dönüşümü

Bu yazı merkantilizm ve klasik liberalizm hakkında temel bilgiler ve dönüşümü açıklama amaçlı yazılmıştır.

Bir ekonomi terimi olan merkantilizm (merchantilism) Klasik teoriden önce uluslarası ticaret konusunda temel olarak kabul edilmiştir.

Önemli noktalar:
*Dünya serveti sabit kabul edilir ve kazancın sıfır toplamlı varolduğu düşünülür.
*Bu nedenle bir ülkenin kazancı diğer ülkenin kaybı olarak ifade edilir.
*Devlet hazinesine daha fazla altın kazandırmak amaçlanır.
*Bu sebeple dış ticarette fazla oluşması istenmektedir.
*Hammadde ithali, onlardan üretilen mamuller ihraç edilmesi teşvik edilir.

Sanayi devrimi sonrası üretim olanakları çok fazla artıyor ve bunun neticesinde ortaya çıkan bu üretimin satışının yapılması gerekli olduğudur. Fakat, merkantilizm düşüncesinde olan diğer tüm ülkeler bu üretim fazlasını almak niyetinde olmayacaklardır.

Tüm bunlar Adam Smith in yazdığı 'Ulusların Zenginliği' (The Wealth of Nations) adlı eserinde açıklanan yeni bir akımın dünyada hakim olmasına yol açmaktadır.

Klasik liberalizm ve günümüzdeki uluslarası ticaret düşüncesinin de temelini oluşturan bu yaklaşım kısaca şu noktalar üzerinde durmaktadır.

*Ekonomideki her aktör kendi çıkarına göre hareket ediyor. Bu etkileşim hem doğal hem de toplum için yarar getiren bir durum; çünkü ekonomik durum kendi halinde bir düzene girme eğilimi gösterir. Bu eğilimin asıl dayanak noktası görünmez el (invisible hand) olarak ifade edilen fiyat mekanizmasıdır. Örnek olarak; herkesin bildiği arz ve talebin getirdiği fiyat değişimi verilebilir. Bu nedenle ticari ilişkilerin devlet müdahalesine gerek olmadığı görüşü hakimdir.

Ayrıca, merkantilizm de söylenen dünya servetinin sabit olması yerine Klasik teoride ülkeler uzmanlaşma ve iş bölümü sayesinde toplam üretim ve tüketimi neticesinde yaşam düzeylerini artırabilmektedirler. Yani, her iki tarafında bir kazancının olduğu durum mümkün olmaktadır.

+35 li numaralardan gelen aramalara dikkat!

+35 li numaralardan gelen aramalara dikkat!


Özellikle son zamanlarda hemen herkese cevapsız çağrı gönderen +35 ile başlayan +359897773087 +359889787902 +359897909671 +359892027393 gibi telefonlardan, genel olarak Türkiye'deki cep telefonlarına çağrılar yapılmaktadır.

+35 Ülke kodu olarak Bulgaristan'dan gelen aramalardır.

Bizim ülkemizdeki gibi bazı uyanıklar oradan çağrı bırakıp aramanızı istiyorlar; bu şekilde çeşitli dolandırıcılık yöntemleri kullanarak para kazanmaya çalışmaktadırlar. örnek olarak arama neticesinde kendilerinin kontür kazanması verilebilir. Bu yüzden cep telefonunuza +35 ile başlayan bir çağrı bırakılmışsa kesinlikle bi arayım bakim kim bu numara, ne istiyorlar gibisinden düşünerek boşuna arama yapmayın paranız gitmesin.

Peter Schlemihl

(Gölgesini Satan Adam)

Adelbert Von Chamisso'dan Peter Schelemihl (1814), dünya klasiklerinden orijinal adı: "Peter Schlemihls wundersame Geschichte" ("Peter Schlemihl'in Garip Hikayesi"). Sürgündeki Fransız Aristokrat olan Adelbert tarafından Almanca yazılmıştır.




Kısa bir bilgi vermek gerekirse, hikaye kahramanımız Peter'in gölgesini her elini attığında altın para çıkaran bir kese karşılığında şeytana satması üzerine kurgulanmış. Bu olayın alegoriyi yoluyla bir insan açısından ne gibi sıkıntılar çıkaracağını irdeleyerek, okuyanlara ilginç bir hayal dünyasına davet eder. Hikayede ilgi çekici diğer bir ayrıntıda tabii ki aşk ile alakalı, sevdiği kadına ulaşmaya uğraşısı içerisinde çeşitli maceralar yaşıyor ve hikayemiz ilgi çekici bir sonla bitiyor.

Fakat, bu hikayenin klasik olmasının en önemli nedeni hikayenin sonunun nasıl bittiğinden çok gölgenin satılması ve bu alegoriyi kullanarak açıklanması yapılan asıl konu üzerine kitaptan sonra çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Bu hikayenin temel mesajını kısaca, 'gölgeni kesinlikle şeytana satma' olarak söyleyebiliriz.

Sayfa sayısı bakımından pek kalın olmayan bu hikayenin özellikle tuğla kitap okumayı sevmeyen ve beceremeyenler için güzel bir başlangıç olabileceğini düşünüyorum.

İlgi çeken not: Hikayedeki şeytan baştan alegori ile betimlenen bir kişilik olarak karşımıza çıkıyor ardından latince söylediği JUSTO DEI JUDICIO JUDICATUS SUM, JUSTO DEI JUDICIO CONDEMNATUS SUM (Tanrının mükemmel yargısında yargılandım ve Tanrının mükemmel yargısıyla suçlu bulundum, hüküm giydim) sözleriyle kendini ifşa ediyor hikayenin ilerleyen bölümlerinde.

Internet Üzerinden Para Kazanmak

bu yazıda internet üzerinden para kazanma konusuna değineceğim. 

internet ortamında para kazanmak hayal değil. öncelikle bu işe girecek arkadaşlara tavsiyem eğer sağlam bir kaynaktan para kazanmak ve bunun sürekli olmasını istiyorlarsa, bu işe sabırlı bir şekilde başlamalı ve devam etmeli.

paid to click tarzı internet sitesi üzerinde günlük reklam tıklamaya dayalı yaklaşık 1 cent kazanma şansınız var tabii ki oldukça küçük bir meblâ gibi görünse de günlük 4 reklam standart üyelere veriliyor günlük. ama ilerleyen zamanlarda yani siteyi sabırlı bir şekilde bir ay süre ile takip ettikten sonra biriken paranızla siteye ortak olma gibi bir olanak var. bu şekilde istediğiniz sayıda hesabı ve hesapları kendinize satın alıyorsunuz ve onları yaptığı her tıklama işleminden yarım cent kazanma şansınız oluyor. bu noktada sitede sunulan golden ve ultimate paket gibi özellikler var siteye ufak bir ücret ödeyerek, standart üyelere göre çok daha fazla avantajlı bir şekilde para kazanma şansınız oluyor. tabii ki siteyi öğrendikten sonra bunu kullanmanız sizin için daha uygun olur, çünkü öncelikli düşünceniz golden veya ultimate pack için ödediğiniz ücreti çıkartıp üstüne para kazanmak olmalıdır. bunu iyice hesaplayıp işe başlamak en doğrusu.

bu yazıda internet üzerinde para kazanmak konusuna değindim. umarım internet üzerinde para kazanmada başarılı olursunuz.

Başlıksız

Şablonu kurcalayıp bir şeyler yapmaya çalışmaktan yazı yazmaya vaktim kalmıyor. Bunu şu sıralar farkettim ve temayla ilgilenmeyi bıraktım. Bir yerden sonra yazı yazmaya vakti kalmıyor insanın o kadar karmaşık bir şey bu tema olayları. En azından benim için. Burdan bazı blogger arkadaşlara sitem etmek de isterdim ama gerek yok diye düşünüyorum. Neyse bundan sonra daha sık yazmaya çalışacağım. Kimseden de tema istemeyeceğim aha blogger simple şablonunu kullanıyorum değiştirmeyeceğim bi süre daha 100 liram yok temaya verecek kadar. Verecek olsam parayla site açardım. He bu arada konseptimizde bi değişiklik yapalım bu yazıyı gören duyan olursa yorum atarsa sevinirim. :P

Selam

Selam uzun zamandır yoktum. Biraz önce yazı yazdım ama arkadaşın hesabından yazmışım farkettim ve sildim ahanda bu ikincisi. Yokluğumda buralar yorumla dolar hasretimden prangalar eskitilir sanmıştım ama hiçbiri olmamış hiç gelen giden yorum yok. 2 tane yorum var sadece gelen onları da birazdan onaylayacağım. Çok kırdınız beni blogdaşlar (: Ama olsun yorum atmasanızda canlarımsınız :P Neyse şimdi ileriye dönük planlarım var önce com lu falan bi domain alacağım ondan sonrasına bakacağız. :P:p Görüşmek üzere hoşçakalın.

Mim: Kişisel Blog Yazarları Ne Düşünüyor?

Mim serüvenimize kaldığımız yerden devam ediyoruz. Bilirsiniz çok severim mimleri eheh. Mimler olmasa şu sıralar hiç yazı yazasım yok valla.  Yağmur Tozu mimledi bu sefer. "Kişisel blog yazarları ne düşünüyor?" diye soruyormuş e bize de yanıtlamak düşer. :)

1. Yakın çevrenizdeki insanlara blogunuzdan bahsediyor musunuz?
Bu blogu kimseye bahsetmedim.

2. Neden Blog Yazıyorsunuz?
Düşünceler içimde birikip patlamasın diye yazıyorum.

3. İlk yazınız ve son yazınız arasında nasıl fark var?
Fark olduğunu düşünmüyorum aynı şekilde devam ediyorum ehehe.

4.Blog yazmak normal yaşantınıza ne kattı?
Sürekli yeni yorum var mı yok mu diye hesabımı kontrol eder oldum mesela. Yeni yeni arkadaşlar tanıdım.

5.Yakın arkadaşlarınıza blog yazmayı önerir misiniz?
Evet, mutlaka öneriyorum. Düşüncelerimizin uyuştuğu kişilere özelikle daha çok öneriyorum. Çok kişiyi blog yazma serüvenine dahil ettim bu sayede.

6. Hangi kaynaklardan ilham alıyorsunuz?
Her şeyden ilham alıyorum. Buna çok müsait bir ortamda yaşıyoruz siz de kabul edersiniz ki gün geçmesin ki yeni ilginç olaylar yaşanmasın. :)

7. Diğer Blog sahipleriyle iyi iletişim kurabiliyor musunuz?
Evet blogger arkadaşlarla yorumlaşıp iletişim halinde kalıyoruz. Keşke daha öteye geçse buluşmalar vb. olsa falan daha iyi tanırız birbirimizi.

8.Şikayetçi olduğunuz konular var mı?
Blog dünyasına dair mi diye sorasım geldi. Eğer blog dünyasına ait ise bu soru şunu söyleyebilirim bazı bloglar reklam kaynıyor. Nereye götürsem imleci bir reklam açılıyor pop up zımbırtıları falan geliyor karşıma. Blog dediğimiz oluşumda bu kadar reklam olmamalı bence. Farklı platformlarda olabilir bu kabul edilebilir bir şey ama blog için aynısını söyleyemem.

Mim

Başlık atarken bu kadar kolaya kaçılır.

Cafe Tigris mimlemiş bizi. Aslında çok önceden mimlemişti ama elim alçıda olduğu için cevap veremedim bu mime. Şimdi alçı çıkmışken yazayım dedim. Yeni yıldan beklentilerimizi yazıyormuşuz.

  1. 2016 yılında daha çok yapmayı istediğin şeyler nelerdir?Daha çok kitap okumayı düşünüyorum ama bir türlü vakit bulamıyorum. Hala daha tutunamayanları bitirmeyi planlıyorum. Düşünün artık nasıl bir üşengecim.
  2. 2016 yılında daha az yapmak istediğin, hatta bırakmak istediğin şeyler neler?Hiçbir şeyi takmamayı planlıyorum. Tak tak stres oldu her bi yanım...
  3. 2016 yılında ziyaret etmek istediğin yerler nereler?Amasra en çok gitmek istediğim yerlerden biri. Barış Akarsu'nun memleketi olması bu tercihimi yapmamda etkili oldu.
  4. 2016 yılında başarmak istediğin şeyler neler?KPSS'yi kazanmak... İlk defa gireceğim tek seferde hallolur beni uğraştırmaz inşallah.
  5. 2016 yılında öğrenmek istediğin yeni yetenekler neler?Gitar çalmak. Çanakkale'de olan varsa öğretebilir :P:p 
  6. 2016 yılında geliştirmek istediğin şeyler neler?Henüz aklımda bir şey yok ama gitar çalmayı öğrenirsem onu geliştireceğimden emin olabilirsiniz.
  7. 2016 yılında kaç kitap okumayı düşünüyorsun?10-15 civarı.
  8. 2016 yılında başlamak istediğin bir şeyler var mı?5. sorunun cevabıyla aynı.
  9. 2016 yılı için ne kadar heyecanlısın, iyi şeyler olacağını düşünüyor musun?Hiç ümitli değilim açıkcası, iyi şeyler olacağını düşünmüyorum...
  10. 2015 yılından farklı olmasını istediğin şeyler neler?Her şey! 
Bu mimi dağınık anne, kore fenomeni, özgün erdoğdu(clumsymakeup) ve makyajlı limona yolluyorum. Önceden bu mimi aldıysanız bu yazıyı dikkate almayın.

Sahalarda Görmek İstediğimiz Hareketler

Futbolcuların gol attıktan sonra ne yapacakları belli olmuyor. Kimi tribüne koşuyor, kimi kulübesine koşuyor. Kimi de koşmuyor, ona doğru koşan arkadaşlarından kaçıyor. Gelin bu ilginç türleri tanıyalım;

- Gol attıktan sonra yüzüğünü öpen futbolcu: Eşine jest yapıyordur. Eğer eşi tribündeyse, yüzüğünü öptükten sonra onu işaret eder: "Aha ben şu kız için attım golü, aha lan şurdaki işte, nasıl ama eheh..." der gibi.

- Gol attıktan sonra arkadaşlarından tiksinen futbolcu: Bu adam golünü atar ve sevincini paylaşmaya gelen arkadaşlarının elinden kurtulmaya çalışır. Genelde yedek kulübesindeki bir arkadaşına koşar bu tip futbolcular. Arkasında da "Pas verin derken iyiydi ama dimi ibiş" diyen takım arkadaşlarını bırakır.

- Sevgilisinin/eşinin fotoğrafını tişörtüne basan futbolcular: Gol attıktan sonra formalarını çıkarırlar, altlarındaki tişörtte sevdikleri kişilerin fotoğrafları olur. Ben bunlar kadar tribünlere oynayan başka adamlar görmedim. Ayrıca benim bi sevgilim/eşim olsa gol attıktan sonra niye onu 20bin kişiye gösteriyim ki lan?

- Maç öncesi koreografi çalışan futbolcular: Bunlar maç öncesi anlaşır: "Hafız, kim golü atarsa şeref tribününün oralarda veriyoruz kolbastıyı tamam mı?" ya da "Beyler gol sonrası takla atmak eskidi, halay mı çeksek artık lan?" şeklinde olabilir. Genelde videoda da seyredebileceğiniz gibi birbirleriyle uyum içinde yaşarlar gol sevinçlerini.

O değil de hakemler iyi yönettikleri her maç sonrası orta yuvarlakta alem yapsalar ya...Yazık lan, bütün yük onlarda, stres atarlar hem.

Facebook'ta Çöz Beni


Merhaba blogger, merhaba tivitır, merhaba world. Duydum ki unutmuşsun gözlerimin rengini, atlayıp da geldim heman. O değil de elim alçıdaydı yeni çıktı bugün. Bu ne menem menemendir?

Yukardaki espri için çok özür diliyorum. Son saniyede aklıma geldi ve yaptım. Pişman mısın diye sorarsan köpekler gibi pişmanım. Zira bu espri benim kimliğime, duruşuma hiç mi hiç yakışmadı.
"Duruşuna sokayım" dersen de önce bi alınırım, belki bikaç gözyaşı ama sonra hak veririm sana.

"Birinci geleneksel Facebook'ta çözülmedik test bırakmayalım şenlikleri" çerçevesinde ortalıkta bir sürü test dolaşıyor. Yıllarca okullardaki sınavlardan, össlerden ygslerden lyslerden bıkan bir millet için oldukça ilginç bir gelişme aslında.

Başlarda pek dikkat etmiyordum da sorular gittikçe ilginçleşmeye başladıktan sonra "Noluyo lan!" kıvamına geldim ben.

Misal; "Doğum gününüze göre hangi hayvansınız?" konulu bir test var ve insanlar ciddi ciddi "Lan acaba nasıl bi hayvanım ben ya" diye çözüyorlar bunu.

"Hangi tanınmış kişiye daha yakınsın?" testini çözen bi arkadaşımın sonucu Recep İvedik çıkmış. Şimdi o arkadaşımla iletişimi nasıl koparabileceğimi düşünüyorum kara kara.

"Hangi gezegenlisin?" diye bir test var ki beni benden aldı. Bi arkadaşım Uranüs çıkmış. Mesaj atıp amerikanvari bir şekilde "Geldiğin yere dön, seni lanet olası yaratık!" demeyi düşünüyorum.

"Ne kadar normalsin?" gibi oldukça ironik bir testimiz de var. Normal olan insanın bu testlerle ne işi var, değil mi sevgili Fikirtepeliler.

"Ölüm tarihini öğren" diye bir test de var. Bi arkadaşımın ölüm tarihi 12 kasım 2044 çıkmış. Sonuçta da şunlar yazıyor: "Aslında pek de uzun süreniz kalmamış. Hatta uzakta olan akrabalarınızdan, sevdiklerinizden helallik toplamaya başlasanız iyi bile edersiniz." Ve işin en hazin boyutuna geliyorum. Bu yorumların altında şu ifade var:"X bunu beğendi." Test, buna öleceksin diyor; bu da beğeniyor. Kaçırdığım bişey mi var, ölüm tarihini bilmek kötü bişey değil miydi lan?

"Kalbin ne renk?" isimli fantastik testle turumuz sona eriyor. Çok afedersiniz oraya bir "Bok rengi" seçeneği eklemek istiyorum ben bir gece, ansızın.

Ben de bir gün test uygulayacağım. Ahanda sorusu da böyle olacak;

Deli misiniz divane misiniz lan?
a) deliyim
b) divaneyim
c) divanım. eheh.
d) civanım.
e) napçan.

İddia ediyorum bu testi de çözecek 1 milyon kişi bulabilirim. Allahım koru beni, iyice facebook dilinden konuşmaya başladım.

"Facebook: Resmen Deli İşi Şerefsizim" isimli belgeselimizin ilerleyen bölümlerinde görüşmek ümidiyle.

selam

selam ,

bu yazıyı sol elimle yazıyorum çünkü sağ elim alçıda. bu yüzden bi süredir yazı yazamıyordum ve hatta blog dostlarımın bloglarına dahi uğrayıp yorum atamıyordum. bu bi süre daha böyle devam edecek ta ki sağ elimdeki acı dinene kadar. mimlenmişim ona dahi yanıt veremedim ama elim iyileşince arayı kapatırız. sol elle zor oluyor yazmak, şimdilik bu kadar.

görüşmek üzere..

Brad Hasta Mısın Lan?

Önceki yazıda Brad Pitt'in filmini yazmıştım şimdi de geçmişte Brad Pitt'in hizmetçiyle Angelina Jolie'yi aldatmasına değinelim. Maksat reytingimizi artırmak.

Brad sen de böyle yaparsan biz ne yapalım abicim?

Elinde üst kısmı safi dudaktan oluşan dünyanın hayran hayran baktığı bir kadın var. Tamam senin hakkındaki görüşlerimi de bir önceki yazımda belirtmiştim, daha fazla kaldırmaya gerek yok bi tarafını. E bulmuşsunuz birbirinizi işte, daha ne kasıyon yok çocuklarının bakıcısına yavşamalar falan.

Olaydan haberi olmayanlar için özetleyeyim: Brad çocukların bakıcısına asılıyor, Angeline, saf, iyi niyetli, cefakar Holywood kadını bunları yakalıyor. Brad'e de "Oha ben sana daha napiyim" diyor ve kapıyı gösteriyor.

Brad, kalıbının adamı değilmişsin olm. Hakkaten şu bakıcıyı bi göster de Angelina'da bulamadığın neyi buldun görelim. Ulan Allah sana ayrıyeten bir kıyak geçmiş işte, belanı mı arıyorsun! Ya bi git Brad.

Ve son bişey daha: Angelina şimdi boşta dimi hafız?

The Curious Case of Benjamin Button


Filmin ismi Brad Pitt'ten uzun. Herkes övüyordu, övüyordu. Konusu hayata yaşlı başlayıp giderek gençleşen bir adam hakkındaydı. Brad Pitt'i şahane göstermek için yine bir bahane bulmuştu çakallar. Bir arkadaşla hayvani bir salonda izlemeye gittik.

Sinemada geçirilen Benjamin Button'lık sürenin anatomisidir:

Filme yaklaşık 20-25 kişi gelmişti. Çoğunluğunu sevgililer oluşturuyordu. Bence bir Brad Pitt filmine sevgilisiyle gitmemeli kimse. Ulan perdede ilah gibi bir adam oyunculuğunu döktürüyor, ben de kalkıp kız arkadaşımı getireceğim öyle mi? Aklımı o kadar yemedim henüz.

Neyse efendim bu Benjamin doğdu, ama nasıl çirkin. Onu ilk defa görenler de ürktü, şahsi fikrim değil yani. Huzur evi gibi bir ortamda büyüyor zaten. Ordaki yaşlılarla muhabbet falan filan.

Sonra giderek gençleşiyor adamımız. Her yaşında yeni şeyler keşfediyor. Biraz takati olunca geneleve gidiyor. Orda orta yaşlı diyebileceğimiz bir yaşta olmasına rağmen performansını ayakta alkışlatıyor. Kadın da zaten yine gel diyor.

Sonra aşık oluyor. Öyle birine aşık oluyor ki kız büyürken Benjamin de gençleşiyor. Otoyolda karşı karşıya gelmeyi bekleyen iki araç gibi. Dostlukları pekişiyor, daha sonra da aşkları. Başlarda her şey şahane. Bir kadın için gittikçe gençleşen bir Brad Pitt'ten daha iyi bir şey olamaz herhalde. Gülüyorlar, eğleniyorlar, sevişiyorlar.(haliyle)

Sonra bir bebekleri olacağını öğreniyorlar. Benjamin gittikçe küçüldüğünün farkında. "La şimdi bu bebek doğarsa sen ikimizi de emzirmek zorunda kalırsın, senin için kötü olur hafız." diyor kadına. Neyi varsa zorluk çekmemeleri için onlara bırakıyor, gidiyor.

Dünyayı dolaşıyor, envai çeşit işte çalışıyor Benjamin. Sonra bir gün "Bizim bi hatun vardı, ne oldu ki acep" deyu meraklanıyor. Bir gidiyor ki ne görsün? Kadın evlenmiş, çocukları da eşek kadar olmuş. Orda duygusallık diz boyu tabii.

Bir ara bunlar duygularına hakim olamayıp bir yerde buluşuyorlar. E kadın haklı tabii, Benjamin adeta bir taş. Bir erkek olarak bunları söylemek istemezdim ama hakkaten öyle lan. O sırada şöyle bir diyalog yaşanıyor:

Kadın- Sevişelim mi?
Benjamin- Durduğumuz kabahat.

Sonra gel zaman git zaman, bunlar ayrı düşüyor. Bir ara kadına bir haber geliyor(kendisi de bayağı yaşlandı bu arada) Benjamin'in nerde olduğuyla alakalı. Gidiyor bir de ne görsün, piyanonun başında 13-14 yaşlarında bir çocuk. Kadın kendisini hatırlatmaya çalışıyor ama çocuk geçmişini hatırlamıyor.

Sonra kadın, Benjamin'in bakıcılığını üstleniyor. Bunu da öyle bir yapıyorlar ki neredeyse çocuğun her yaşı için ayrı sahne çekeceklermiş, zor tutmuşlar kendilerini. Benim de akşam yolculuğum var idi o gün, filmin uzunluğu hakkında da fikir sahibi değildim. Film uzadıkça ben "ulan şimdi çıksak anca eşyalarımı toplarım" diye düşünüyordum.

Neyse bunlar artık Benjamin'in bebekliğine kadar geldiler. O sırada benim de hafiften uykum gelmeye başlamıştı, çünkü çok ağır bir tempoda gidiyor film. En sonunda da Benjamin, kadının kucağında gözlerini kapatıyor, olay bitiyor.

Ben "aha bitti hadi gidek" moduna girmişken, David Fincher "dur hele aslanım" deyip birkaç detay daha gösterdi. Filmi bitirmiş olduk.

Sonuç olarak iyi ve uzun bir film. Brad Pitt de oraya "Olm her halim iyi ki benim, kıskançlığınızdan çatlayın ehehe" desin diye konulmuş.